Ziyaret yerleri

Ziyaret yerleri

Delik Kaya

 

Deliktaş beldesinin yaklaşık iki kilometre güney-batısına düşer. Kayanın tahminen yerden yüksekliği yüz, eni on beş metredir. Delik ise bir metre yüksekliğinde 50 cm enindedir.
Yöre halkına göre, bir gün burada koyun otlatan bir kıza bir koçun vurması sonucunda kız ve koç kayaya çarpmış ve hem kızın hem de koçun şekilleri kayanın üzerinde oluşmuştur.
Yine mübarek olarak kabul edilen önemli gün ve gecelerde bir keçinin bu taşın önünden yalnız geçen herkesin peşine düştüğü inancı yaygındır. Ayrıca Perşembe akşamları kayadan açılan bir kapıdan genç bir kızın çıkarak köye dua ve niyazda bulunduğu anlatılmaktadır. [57]
Delik Kaya’ya Kangal merkez ve köylerinden gelindiği gibi, Sivas’ın diğer ilçelerinden, Tokat ve Malatya gibi çeşitli komşu illerden de gelenlerin olduğu belirtilmektedir.
Şnsanların Delikkaya’ya geliş nedenlerini şu şekilde sıralamak mümkündür.
a- Çocuğu olmayan kadın Delikkaya’ya getirilir. Herhangi bir at ve eşek yuları kadının başına takılır. Yulardan tutularak kayanın etrafı üç-yedi veya on bir defa dolandırılır. Yuları elinde tutup çocuğu olmayan kadını dolandıran kadın “bir atım var satarım, arkasına kurik katarım” diyerek çocuksuz kadını kayaya satar. Daha sonra çocuk olursa; erkek ise Kaya, kız ise Satı ismi konularak teşekkür mahiyetinde bir kurban kesilir.
b- Çocuğu olup ta yaşamayan kadınların da Delikkaya’yı ziyaret ettikleri görülmektedir. Çocuğu yaşamayan kadın Delikkaya’ya giderek delikten arka arkaya geçer, sonra bir çivi ile elbisesinin eteğini kayanın dibine çakar. Kadın kalkıp yürüyünce elbiseden bir parça koparak orada kalır. Bu kadın, çocuğu oluncaya kadar bu elbiseyi bir daha giymez.
c- Yeni doğup albasan çocuklar ile loğusa kadınlar Delikkaya’ya götürülür. Delikten yedi kere geçirildikten sonra kayanın dibinde horoz, tavuk veya hindi kanı akıtılır.
d- Herhangi bir dilek ve isteği bulunanlar bu kayaya giderler. Büyük dileğin yan tarafında bulunan küçük deliğe demir para atıp deliğin çevresine taş tutturularak isteklerini belirtirler.

Deliktaş Köyünde Halk İnançları ve Ziyaret Yerleri

Yaşadığımız çevreye baktığımızda hem dini hem de ilmi açıdan doğruluğu kabul edilmeyen veya tartışılan birçok inanç olduğunu görmekteyiz. Bunların bir kısmı bizi düşündürmekte, bir kısmı da güldürmektedir.

Bu inançların kökenini araştırdığımızda, bazılarının eski doğru inançlarına bazılarının da halkın hayat tecrübesine dayandığını görmekteyiz. Türkler, İslamiyet'i kabul etmekle eski inançlarını tamamen bırakmamışlar, az da olsa düşünce yapısı içinde bir yerlerde devam ettirmişlerdir. Toplumumuzda görülen uğurlu-uğursuz zamanlar, bereket, büyü, hayvanlar, eşyalar vb. ile ilgili inançların kaynağı işte bu eski inançlar olmaktadır.

Bu çalışmamızda, Sivas-Kangal-Deliktaş Köyünde tespit ettiğimiz halk inançlarına ve halkın ilgi gösterdiği ziyaret yerlerine yer vereceğiz.


GÖK CİSİMLERİ İLE İLGİLİ OLANLAR

*Güneş tutulunca dua edilip kurban kesilir. Açılmazsa teneke çalınır.

*Yıldız kayarken bakanın aklı da yıldızın arkasından gider.

*Yıldız kayarken bakanın gözleri kayar.

*Yıldız kayınca ya bir insan ölmüştür veya yakın zamanda ölür.

*Yıldız kayarken dilek tutarsan gerçek olur.

*Güneş tutulunca o yıl kötü işler olur.

*Yıldız kayınca o sene çok insan ölür.


ATMOSFER OLAYLARI İLE İLGİLİ OLANLAR

*Üvez çok olursa yağmur yağar.

*Gök kızarması sabah olursa akşama hoş, akşam olursa sabaha kış olur.

*Şimşek çakınca salâvat verilmeli.

*Ayın kenarı halelenince, ay harmanlanmış kış olacak demektir.

*Gök kızarınca yağmur çok yağar.

*Yağmur çok yağdığında durması için anasının ilk çocuğu dışarı demir atar.

*Ay kızarırsa, o ay içinde çok yağmur yağar.


MEVSİM, AY VE GÜNLERLE İLGİLİ OLANLAR

*Perşembe ve Cuma günü uğurludur.

*Şubat ayının son dört günü, mart ayının ilk üç günü, bu ayların girip çıkacağı zaman yedi gün kış olursa rençperin anasını ağlatır.

*Nisan 5 iyi olursa havalar iyi, kötü olursa kötü gider.

*Nisan veya mayıs ayında ilk gök gürlemesi duyunca sırtını duvara veya yere sürersen, sırt ağrısı olmaz.

*Geç dillenen çocuğu Cuma günü camiye götürüp caminin anahtarını çocuğun ağzına verirsen çocuk dillenir.

*Un çuvalı salı günü açılırsa sallanır ve çoğalır.

*Salı günü kilime ve el işine başlanmaz, çünkü geç biter.

*Gücükte (şubat) hava iyi olursa iti solutur, yoksa kar devenin kuyruğuna çıkar.

*Salı günü işe başlarsan elin kolun tutmaz olur.

*Dünya Pazar günü kuruldu. Bunun için işe pazartesi başlanır.

*Abrıl (Nisan) beş kış olur. Sakın abrılın beşinden, ayırır camızı eşinden.

*Abrıl 5 olmayınca hayvanlar dışarı çıkarılmaz


BİTKİ, HAYVAN VE BEREKETLE İLGİLİ OLANALAR

*Sis olunca bereket olur.

*Buğdayın bir kısmı okutulup diğer buğdaylara katılırsa bereketli olur.

*Örümcek öldürmek günahtır.

*Kısa bacaklı örümcek görürsen misafirin gelir.

*Yedi yıl kıtlık, yedi yıl bolluk olur.

*Bir evde örümcek, yılan olursa o evde bereket olur.

*Al karısının elinin değdiği yiyecekler bereketli olur.

*Karamık çok olursa kış ağır geçer.


EŞYA İLE İLGİLİ OLANALAR

*Ölü yıkamak için su ısıtılan kazan, ölü yıkandıktan sonra ters çevrilir.

*Aynaya çok bakanın bahtı bağlanır.

*Gece yatarken elbiseyi besmelesiz çıkarırsan gece sabaha kadar o elbiseyi cinler giyer.

*Aynaya bakınca salâvat verilmeli yoksa günah olur.

*Ayna kırmak günahtır.

Bu inançlardan sonra şimdi de kurşun dökme olarak bilinen uygulamanın neden ve nasıl yapıldığına bakalım.

Kurşun kırk basanlara, göz değenlere, bahtı açılmayan bekârlara, işleri yolunda gitmeyenlere, hastalara dökülür.

Sebebi; nazar değdiğinde inanılan kişilerin rahatsız olduklarında, kırk bastığına inanılan loğusaların sıkıntılı anlarında veya işleri yolunda gitmeyenlerin zor anlarında kurşun dökülür; hem kendilerinin hem de işlerinin kurşun gibi sağlam olacağına inanılır. Aynı zamanda bahtı bağlı olan bekârlara kurşun döküldüğünde nasiplerinin kurşun gibi hızla açılacağı söylenir.

Kurşun bir tava içerisinde eritilir, kime dökülecekse o kişinin başının üzerinde tutulan soğuk suya dökülür. Eğer nazarının gitmesi için kurşun dökülüyorsa, suya dökülen kurşunda kimin nazarı değdiyse (kadın, erkek,çocuk,yaşlı..) onun şekli çıkar.

Kurşunu döktüren kişi kurşunun döküldüğü suyu banyo yapacağı suya ilave eder ve bu su ile yıkanır. Böylelikle hangi niyetle kurşun döküldü ise bu sıkıntının gideceğine ve şifa bulacağına inanılır.

Deliktaş Köyünde birçok ziyaret yeri vardır. Bunların birçoğunu kim olduğu, niçin gidildiği ve ne gibi uygulamaların yapıldığı zamanla unutulmuştur. Burada üç ziyaret yeri hakkında bilgi vereceğiz.


TATARMIŞ DEDE
: Köylüler tarafından Tatar Evliyası olarak da bilinen Tatarmış Dedenin tam olarak kim olduğu, nerden geldiği bilinmemektedir. Tatarmış Dedenin üç kardeş olduğu, bunların Tekke Köyündeki Mehmet Dede, Felfan Dede ve Tatarmış Dede olduğu söylenmektedir.

Köyün içinde köy camisine yakın olan Tatarmış Dedenin kabri küçük bir oda şeklindedir. Eskisi kadar olmasa da, kabir hala ziyaret edilmekte ve dertlere çare aranmaktadır. Eskiden Perşembe ve Cuma akşamları kabrin üzerine yeşil örtü serilip, mezarın iki başına mum yakılırmış. Mezarın bakımını yapanlar, akşam bıraktıkları suyun sabaha kullanılmış olduğu yani Tatarmış Dedenin abdest aldığı anlatırlarmış.

Tatarmış Dedeye felçli olanlar, ağrı tutanlar, sarılık olanlar, sinir hastaları getirilir. Mezarın yanına yatak serilerek hasta 1,5-2 saat yatırılır, horoz kesilir ve türbe sahibine ikram yapılır. Bu şekilde birçok kişinin şifa bulduğu anlatılmaktadır. Buraya yatıp kalkan hastalara Kimse geldi mi? diye sorulunca; onlar da, ak sakallı, sarıklı, cübbeli bir adam geldi, geçmiş olsun yavrum, inşallah iyi olur dedikten sonra elini sürüp gittiğini söylermiş.


FELFAN DEDE
: Deliktaş'ın Kangal tarafında aynı isimle anılan dağın zirvesinde olan Felfan Dedenin mezarı yıkılmış virane durumdadır. Felfan Dedenin de hakkında tam olarak bilgi yoktur. İsteği, dileği olanlar buraya gelerek kurban kesip dilekte bulunurlar.

Mezarın etrafında yaklaşık 100-150 kadar taş yığını bulunmaktadır. Bunların Felfan Dedenin askeri olduğuna inanılmaktadır ve Felfan Dedenin de burada şehit olduğu söylenmektedir.


TEK MEZAR(
Ziyaret): Deliktaş'ın Ulaş tarafında olan bu mezarda kimin yattığı bilinmemektedir. Burası ile ilgili olarak şu olay anlatılmaktadır: Mehmet Altıntaş adlı kişi, Aladağ adı verilen mera tarafından karamık çalısı kesiyormuş. Kestiği çalıyı eşeğe yüklemeye çalışmış, yükleyememiş. O sırada ak sakallı bir ihtiyar gelmiş, nidiyon baba demiş. Altıntaş çalıyı yükleyemiyorum demiş. O adam çalıyı yüklemiş ve di get, hiç korkma demiş. Çalı yüklendikten sonra Mehmet Altıntaş arkasına bakıyor hiç kimse yok; orada bir delik ve üç beş taş var, adamı o deliğe girerken görmüş. Köye gelene kadar yükü devrilmemiş. Bunun üzerine oraya mezar yaptırmış.

Bu mezarda yatan kişinin ermiş olduğuna inanılmakta ve ziyaret edilmektedir.

* TÜRKYILMAZ, Murat, Deliktaş Köyünde Halk İnançları Ve Ziyaret Yerleri, Erciyes, Nisan 2003, Kayseri

Yazar Murat TÜRKYILMAZ