................................................................................................................................................................
Videonun orjinal hali dvd olduğu için hızlı izlenmesi maksadıyla görüntü kalitesi %90 düşürülmüştür.
Sağ alt tarafında "full" yazan yere tıklayın tam ekran olsun.Aynı yere tıklayıp tekrar küçülte bilirsiniz.Pause tuşuna tıklayıp,durdurup okuyun.
Sultan Mehmet şant zat-ı âlişan
Erer maksuduna pâyına düşen
ifadelerinden onun Sultan Mehmet Reşat devrini (1909-1918) idrak ettiğini anlıyoruz. Vehbi Cem Aşkun, Ruhsatî’nin cülustan iki yıl sonra, yani 191I’de vefat ettiğini söylüyor. Eflatun Cem Güney de; “Ruhsatî... 1327 (191l)’de yetmiş altı yaşında gözlerini kapamıştır” diyerek, Aşkun’u destekler.
Bir köy şairi olan Ruhsatî, Sivas’ın Deliktaş bucağında doğmuş ve ömrünün hemen hemen tamamını burada geçirmiştir. Onun;
Dedem vilayeti gitsem Tonus’a
Saklamaz sırrını sezegen olur
sözlerinden, soyunun Tonus (yeni adı; Altınyayla) ilçesinden geldiği hükmüne varıyoruz.
Ben bilirim Şeyh Mehmet’tir pederim
RUHSATî’ye eş ben oldum ağlarım
deyişinden, Ruhsatî’nin babasının Mehmet olduğunu öğreniyoruz. Fakat şiirlerinde annesinin ismine yer vermemiştir. Eflatun Cem Güney, annesinin isminin Safiye olduğunu ifade etmiştir.
Ruhsatî on iki yaşında öksüz ve yetim kalmış; bu bakımdan kuvvetli bir tahsil görememiştir. Bir divandaki;
Eğer nikâhtan sorarsan dördü bitirdim tamam
Eğer evlattan sorarsan yiğirmi üçtür heman
ifadelerinde, dört kere evlendiğini ve bu evliliklerden yirmi üç çocuğu olduğu neticesine varıyoruz. Eşlerinin adı sırasıyla şöyledir: Mihri, Ayşe, Fatma ve Mühimme. Bunlardan Mihri, oğlu Âşık Minhacî’nin annesidir.
Ruhsatî, uzun müddet Deliktaş ağalarından Ali Ağa’nın yanında azap durmuştur. Kimi zaman Tecer’deki değirmenlerin su işlerinde çalışmış, kimi zaman da köyünde kiracılık, rençperlik ve çobanlık yapmıştır. Bazen de inşaatlarda bennelik (duvarcılık) yaptığı olmuştur. Zaman zaman gurbete çıkan Ruhsatî ömrünün sonlarında köyünde imamlık yapmıştır. Ömrü fakirlikle geçen Ruhsatî, ufak-tefek yardımlar haricinde kimseden arzuladığını bulamamıştır. Mezarı, doğduğu yer olan Deliktaş’tadır
Ruhsatî, bedeli bir âşıktır. Birgün Kertme köyü mezrasında uyuyakalmış ve bu sırada pirlerin verdiği badeyi içmiştir. Aşağıdaki sözlerinden de anlaşılacağı üzere, kendisi de zaman zaman bunu dile getirmiştir.
Bir gece menamda gördüm muhabbetin badesin
İçmeden mest eyledi fincana aklı m yetmedi
Baktım bir bade sundular yatarken bir gecen ben
Anasından doğduğuna oldu pişman sanmasın
Ben değilim Hak söyletir dilimi
Bade içtim kimse bilmez hâlimi
Asıl adı Mustafa olan Ruhsatî’nin mahlasını Şeyh İbrahim Efendi vermiştir.
Kimi Ruhsatî der kimisi koca
Kimisi âşık der kimisi hoca
Kimisi Cehdi’ der kimisi yuca
Gazaya razı ol belâya sabur
Bir zaman İcadi bir zaman Cehdî
Şimdi de Ruhsati baba dediler
sözlerinden anlaşılacağı gibi, her ne kadar İcadî, Cehdi mahlasını da kullandığını söylüyorsa da biz, bu mahlaslarla söylenmiş şiirine rastlayamadık.
Ruhsatî, irticali olan fakat saz çalmayan bir âşıktır. Hakkında yazılmış kitaplarda ve makalelerde, saz çaldığından söz edilmişse de bunun böyle olmadığını bizzat kendisi ifade etmiştir.
Ne çöğürüm ne kavalım ne sazım
Ne bir Hakk’a yarar vardır niyazım
Saz ile söz ile alınmaz meydan
Ruhsat’ın mahlası serpilmedikçe
Ruhsatî’nin pek çok âşıkla karşılaştığı şüphesizdir. Ancak biz bunlardan Hacı Necati, Âşık Halil ve Kanaklı Sefilî gibi isimleri tespit edebildik.
Fiziki olarak uzun boylu, beli bükük, çil yüzlü, çakır gözlü, sarı sakallı bir yapıya sahip olan Ruhsatî, karakter itibariyle de ideal insan vasıflarına sahiptir. Basiret, kanaat, tevazu ve izan sahibidir. Haramdan, koğ, ve gıybetten kaçınmış; sır saklamasını bilmiştir. Kimsenin azına çoğun karışmamış; kimsenin malına göz dikmemiştir. Samimi bir Müslüman olup İslâm Peygamberini aşk derecesinde sevmiştir. Önceki kaynaklarda Bektaşî olduğu ileri sürülmüşse de Ruhsatî, kendisinin de pek çok şiirinde belirttiği gibi Nakşibendi tarikatine mensup bir âşıktır. .
B. EDEBÎ VE FİKRİ YÖNÜ
1. Şiirlerin Teknik Yapısı
a. Vezin
XIX. yüzyılın seçkin halk şairlerinden olan Ruhsatî, şiirlerinin çoğunu hece vezni ile yazmıştır. Ancak Âşık Ömer, Dertli, Emrah, Seyranî gibi geleneğe uyarak aruz vezni yahut hecenin 14 ve 15’li şekilleri ile şiirler (divanlar) yazdığı da olmuştur. Sözgelişi Uğru ile Kadı Hikâyesi’ni aruz vezni ile yazmıştır. Ne var ki, pek çok halk şairinde rastladığımız gibi aruz vezninde başarılı olamamıştır. Hece vezninde olan divanları 7+7 yahut 8+7 duraklıdır. Ruhsan, bu tür şiirlerde genellikle olaylara ve mistik düşüncelere yer vermiştir. Her ne kadar divan adını verdiğimiz bu şiirlerde veciz sözler söylemişse de Ruhsatî, asıl başarısını hece vezinli şiirlerde göstermiştir.
Ruhsan, en çok on bir heceli şiirler söylemişti. Bunu sekiz heceli şiirler takip eder.
Âşık-ı didar
Allah Allah de
Dağıtsm keder
Allah Allah de
veya;
Yola sevdiğim yola
Kolun boynuma dola
Zülüfünü sağa sola
Bölüşü bir hoşçadır
şeklinde gördüğümüz beşli yahut yedili şiirleri ise azınlıktadır. Ruhsatî’nin gerek on bir, gerekse sekizli şiirlerinden duraklar sağlamdır. On birli şiirlerde 6+5 ve 4+4+3, sekizli şiirlerinde 4+4, 5+3 ve 3+3+2 duraklarını kullanmıştır.
b. Kafiye
Türk halk şairleri genellikle yarım kafiyeyi kullanmışlardır. Ruhsatî’nin şiirlerinde de aynı özellik vardır.
Vuslatına yol bulmaya iverim
Sana gelen gazaları savarım
Aman küsme gözlerini severim
Yüzümden bezmede meramın nedir
dörtlüğünde görülen yarım kafiyeler şiirin tamamına hakimdir. Fakat birçok şiirinde;
On altıya kadar verdim yaşını
Yenice sevdaya salmış başını
El yanında yıkar gider kaşını
Tenhalarda gülüşünü sevdiğim
dörtlüğündeki gibi tam kafiyelere ve;
Her nereden baksam nazarıma gel
Cam dükkânı açtım pazarıma gel
Ölürsem ziyaret mezarıma gel
Başıma bir çiçek yadigâr eyle
örneğindeki gibi zengin kafiyelere rastlarız.
Ruhsati’nin dili sadedir şiirlerinde zorlama yoktur. Hece, durak, kafiye ve rediflerde titiz davranmış; anlam bütünlüğüne dikkat ederek daha güçlü, daha kalıcı şiirler söylemiştir. Kelimeleri seçerken tesadüflere yer vermemiştir. Sözgelişi, “çalar” döner ayaklı şiirinde Türkçe’yi nakış nakış işlediğini görmekteyiz.
Yenice bir bağa bağıban oldum
Lebi sükker yanakları al çalar
Kemhalar giyinmiş servi boyuna
İnce bele lahuriden şal çalar
Benim mecnun olduğumu bilir de
Emsin diye dudağına bal çalar
Kerem et sevdiğim çıkma dışarı
Seher yeli zülüfünden tel çalar
Kerem eyle Ruhsatî’yi unutma
Düşmanlar sevinip bize el çalar
Yukarıdaki sözlerde “çalmak” kelimesi değişik anlamda kullanılmıştır. Şiirde; “al çalmak” benzemek, “şal çalmak” örtmek, kuşanmak, “bal çalmak” sürmek, “tel çalmak” alıp götürmek, “el çalmak” vurmak anlamlarındadır.
Yine bir şiirinde;
Kimse bilmez hikmetinin batnı ne
Kim bilir ki zahiri ne batnı ne
Habibim de taş bağladı batnına
Aklına burayı getirsin demiş
diyen Ruhsatî, bize güzel bir cinas örneği veriyor.
Ruhsatî’nin destanlar dışında kalan şiirleri, genellikle 3-5 dörtlükten oluşur. İlk dörtlüğün kafiye düzeni (abab) yahut (abcd) şeklindedir. Diğer dörtlüklerin ilk üç dizesi kendi arasında, dördüncü dizeler ilk dörtlüğün ana kafiyesi ile kafiyelidir.
c. Dil ve Üslup
Anlatmak istediği düşünceyi, şiirlerinde gayet ustalıkla dile getiren Ruhsatî, konuyu dinleyiciye veya okuyucuya haber vererek şiirine başlar. Aynı tavrı diğer âşıklarda da görürüz. Bunu takip eden dörtlüklerde olay, durum, duygu, düşünce, dilek dile getirilir. Âşıklar vermek istedikleri mesajlara, dörtlüklerin üçüncü ve dördüncü dizelerinde yer verirler. Asıl söylemek istediğini de son dörtlüğe saklar. Ruhsatî de bu usulü kullanmakla, diğer âşıklardan ayrı düşmez.
Şiirlerinde tasvire fazla yer veren Ruhsatî, bunda başarı sağlamıştır. Bir köy şairi olduğu için, pek çok şiirinde ağız özelliklerine bağlı kalmış, oldukça fazla yekun tutacak kadar mahalli kelime kullanmıştır.
2. Şiirlerdeki Konular:
Halk şairleri halkın duygularına, düşüncelerine, inançlarına, dünya görüşlerine, dertlerine, isteklerine, bunalımlarına, hülasa bütün ferdi ve sosyal meselelerine tercüman olan kişilerdir. Sözleri, anlamlı, özlü ve etkileyici olup, aynı zamanda gerçeği ve doğruyu yansıtır.
Türk halk şiirinde işlenen konular müşterektir. Bir başka deyişle, bir aşığın şiirinde yer verdiği konuya, bir başka zaman ve bir başka yörede herhangi bir âşık da yer verir. Ruhsatî de bu konulara yer vermekle, müşterek bir geleneğin bir üyesi olduğunu ortaya koyar.
Ruhsatî, şiirlerinde genellikle köy hayatının özelliklerini yansıtmıştır. Duygu ve düşünce âlemi, köyde gördüğü intibalarla doludur. Bunun yanın da duyduğu ve bildiği konulara da yer verdiği olmuştur. Şiirlerinin mihverini halk kültürü ve kendi intibaları oluşturur.
Ruhsatî’nin hemen her konuda deyişi vardır. Pek çok âşıkta rastladığımız başta aşk, tabiat ve gurbet, öğüt, taşlama ve tenkit, mistik düşünce fanilik olmak üzere dert, şikâyet, dilek konulardaki şiirleri Ruhsatî’de de bulabilmekteyiz. Ancak zamana ve mekana bağlı olarak konuyu ele alış tarzında ve üslupta, âşıklar arasında farklılık gözükür.
3. Şöhreti, Etkilendiği ve Etkilediği Âşıklar
a. Etkilendiği Aşıklar
Türk halk şairlerinin söylediği şiirler, aitliği bakımından iki cephelidir; kendisine ait şiirler, usta malı şiirler.
Âşıklar usta malı şiirleri söylerken, daha çok çevresinde iz bırakmış aşıkların veya ustasının ya da kendisinden önce yaşamış meşhur halk şairlerinin deyişlerini söylemeye dikkat eder. Öyle an gelir ki, gençliğinden beri usta malı söyleyen şair, zihnine yer eden sözleri ve kafiyeleri kendi şiirlerinde de kullanmaya başlar. Konusu, sözleri ve kafiyeleri aynı olan bu şiirlerin zamanla karmaşıklığa yol açtığı olur.
Ruhsatî’nin şiirleri incelendiğinde en çok Karacaoğlan’ın etkisinde kaldığı görülür. Bilhassa beşeri aşk konulu deyişlerinde, bu etki daha fazladır.
XVII. yüzyılın güçlü temsilcilerinden Âşık Ömer ve Gevherî’nin de Ruhsatî’de etkisi görülür. Bilhassa “divan”larında Âşık Ömer’in etkisi daha belirgindir. Ayrıca Ruhsatî, Pir Sultan Abdal, Kul Himmet Üstadım Dadaloğlu gibi âşıklarla, çağdışı âşıklardan Dertli ve Seyranî’nin de etkisinde kalmıştır.
b. Etkilediği Âşıklar
Ruhsatî, ömrünün çoğunu Deliktaş’ta geçirmiştir. Gerek kişiliği, gerekse kuvvetli deyişleriyle çevresinde sevilmiş ve sayılmıştır. Sağlığında bizzat, öldükten sonra da şiirleriyle pek çok âşığa ustalık yapmıştır.
Ruhsatî’den etkilenen âşıkların başında oğlu Minhacî gelir. Öyleki halk, çoğu zaman ikisinin şiirini birbirine karıştırır olmuştur. Her ikisinin şiiri de dil, üslup ve konu bakımından oldukça benzerlik gösterir. Ancak Minhacî’nin şiirlerinde daha yanık ve daha içli bir eda hâkimdir.
Minhacî’den başka Meslekî, Zakirî (Noksanî), Emsalî ve Tabibî gibi âşıklar da Ruhsatî’den etkilenmişlerdir. Ayrıca Bekir Kılıç, Ehramî, Gafilî, Hamza, Hitabî, İsmetî, Kelamî, Kenanî, Memiş Eroğlu, Muzaffer, Nedimî ve Zakir gibi günümüz şairlerinin âşık olmalarında Ruhsatî’nin şiirlerinin etkisi olmuştur. Bu etkilenmede asıl sebep, onların Ruhsatî’yi usta kabul etmeleridir. Sözünü ettiğimiz âşıklar, pek çok şiirlerinde Ruhsatî’nin işlediği konuları işlemişler, aynı kafiyeyi kullanmışlardır.
Ruhsati, Sivas civarında avam tabakasının çok sevdiği bir kişidir. Öyleki halk, kendisini veli olarak bilmektedir. Sağlığında insanlardan ilgi göremeyen ve mutsuz bir ömür sürdüren Ruhsatî;
Sağlığımda beni teperler
Ölünce mezarım öperler
demiş ve öldükten sonra kıymetinin anlaşılacağını hissetmiştir. Bugün mezarı kutsal bir yer olarak bilinmekte olup, halk toprağını bazı hastalıklarda kullanmaktadır.
c. Ruhsatî Kolu
Toplumun birçok kesiminde gördüğümüz çırak yetiştirme geleneği, Aşık Edebiyatında, aşıklığın yaşatılmasında da önemli bir yer tutar. Usta aşık, saza-söze kabiliyeti olan bir genci yanında gezdirmek suretiyle, zamanla onun aşık olmasını sağlar; günü gelince mahlasını verir. Çırak da zamanı gelince ustasının izniyle şiirlerini çalıp söylemeye başlar. Ustasının ölümünden sonra meclislerde, sohbetlerde onun şiiriyle söze başlar, adını yaşatır izinden gider.
Aşık Edebiyatında çıraklık geleneği çerçevesinde birbiri ardınca yetişen âşıklar, odak hüviyetindeki âşıkta hakim olan üslup, dil ve konularına bağlı kalır. Zamanla bu gelenek zinciri içinde bir âşık kolu ortaya çıkar. Edebiyatımızda bu şekilde vücut bulmuş Erzurumlu Emrah, Ruhsatî, Dertli, Deli Derviş Feryadî, Sümmanî, Derviş Muhammed, Huzurî ve Şenlik Kolları gibi sekiz kol vardır. Bu kollar içinde Ruhsatî kolu, Şenlik kolundan sonra en kuvvetli âşık koludur.
İnşallah Eylemez İmana Muhtaç
İnşallah eylemez imana muhtaç
Eğer bir kişide irfan oldukça
Beş vaktına devam edüp kış ve yaz
Dilinde zikr ile Kur'an oldukça
Bihamdillah geçinirim az ile
Düşerim babına bin niyaz ile
Yanaşmam cehenneme söz ile
Muhammed Mustafa sultan oldukça
Ümidim muhkemdir beş ile dörde
Ne havfim dünyada ne de mezarda
Mizanda sıratta korkulu yerde
Ebubekir Ömer Osman oldukça
Sofunun hayını huyunu bilmem
Gafur ismi elde ummana dalmam
İnşallah mahşerde susuz da kalmam
Aliyülmurtaza aslan oldukça
Allah Muhammedi mahzun göndermez
Ümmetinin hatırını sındırmaz
Cehennemde hicap edüp yandırmaz
İmam Hüseyin'le Hasan oldukça
Ruhsatı yetmez mi bu kadar ahın
Rahmetinden fazla mıdır günahın
Aşıkıyım Hakkın Resulullahın
Kaçan ceset ile bu can oldukça
________________________________________________________
Çok Şükürler Olsun
Çok şükürler olsun gani Mevlaya
Çoğu farketmezdik az olmayınca
Kışı cehenneme misal yaratmış
Cenneti bilmezdik yaz olmayınca
Yüzümü Hakka eyledim türap
Cümleye yardımcı ol gani Yarap
Nice bin gölleri eylersin harap
İçinde turnası koy olmayınca
Birgün olur elin ermez dilbere
Genç iken kendine bir derman ara
Kim olursa olsun girer vebala
Ölçekle terazi düz olmayınca
Yar ile gördüm safayı demi
Gitmiyor başımdan dünyanın gamı
Ruhsatı zamane tutmaz adamı
Elinde kemani saz olmayınca
____________________________________________________________________________
Açlığı Seversen Sana Üç Oruç
Açlığı seversen sana üç oruç
Yarım lira borcum vardır ver Allah
Namerd kapısına eyleme muhtaç
Kerem eyle şu işimi gör Allah
Bir vakit kulunu koymazsın darda
Bir anda keşfolur yetmiş bin perde
Sen varken ahvalim demem bir ferde
Yok değil ya hazinende var Allah
Sana layık rahmetine garg etmek
Bizlere de lazım oldu fark etmek
Görünmezden sebebini halk etmek
Yok şerikin haşa sensin bir Allah
Sürekci zalimdir bilmez amanı
Fark ettim liradır dini imanı
Anladım soyacak sako tumanı
Dardan kurtaracak bir Allah
Sırrı hikmetini kıldım temaşa
Birliğini inkar etmeyiz haşa
Kafir de yalvarsa boş salman boşa
Ruhsat da bir kemter derbeder Allah
________________________________________________________________________
Aklın Başına Yar İse
Aklın başına yar ise
Öl şehirde kal şehirde
Darıl bana zarar ise
Öl şehirde kal şehirde
Dağ başında nemiz olur
Azığımız camız olur
Ölün dirin domuz olur
Öl şehirde kal şehirde
Günah ağacını salla
Malın Hak yoluna yolla
Biraz müslümanlık belle
Öl şehirde kal şehirde
Bahçelerde olur söğüt
Var kendi gıdanı üğüt
Ruhsati den sana öğüt
Öl şehirde kal şehirde
_____________________________
Aklında (Bire Gönül Vazgel)
Bire gönül vazgel bu hülyalardan
Kani ahret iman kimin aklında
Eller kurt olmuşlar koyun ararlar
Hani hadis Kuran kim'in aklında
Arşa çıkar zulumatın yalını
Bağladılar doğruların dilini
Kapadılar şeriatın yolunu
Hani hadis Kur'an kimin aklında
Birbiri üstüne inmekte zulüm
Attıkça aksine düşüyor falım
Kimsenin aklına düşmüyor ölüm
Kani sırat mizan kimin aklında
Bir meniden halkolunma temelin
Kibirlenme elde var mı amelin
Gayretin gör belki yakın zevalin
Beratını yazan kimin aklında
Daha neler gelir bu garip başa
Sırrı hikmetine karışmam haşa
Ruhsati sen beni çalma gel taşa
O terazi mizan kimin aklında
_____________________________
Aman Felek Aman
Aman felek aman aklım yitirdim
Dört körpe kuzuya can dayanır mı
Okşayı okşayı evlat yetirdim
Temelsiz dünyaya güvenilir mi
Aman Allah böyle kalem çalınmaz
Lokman hekim gelse çare bulunmaz
Evlatsız dünyada murat alınmaz
Böylesi duştan ah uyanılır mı
Daha susuz yerde söğüt mü biter
Ateşim yanmadan tütünüm tüter
Gül yüzlü kuzular toprakta yatar
Kanlı yaş dökmekten usanılır mı
Biri dokuzunda dişin doldurdu
Biri altısında gülün soldurdu
Biri üç yaşında kendin bildirdi
Bu çağda fidanlar budanılır mı
Meleyi meleyi gitti kuzular
Her gittikçe ciğerciğim sızılar
Durmana gelmesin böyle yazılar
Söz ile dört evlat kazanılır mı
İkizlerim erişmeden yaşına
Azrail geldi düştü peşine
Üçü birden musallanın taşına
Bir günde konunca dayanılır mı
Ruhsat! güllere acıdı billah
Feleğin elinden eleman Allah
Mevladan gelene (Elhükmülillah)
Azrail elinden can alınır mı
________________________
Aşıkı Didar
Aşıkı didar
Allah Allah de
Dağıtsın keder
Allah Allah de
Olasın makbul
Sıdkile kul ol
Şakı bülbül ol
Allah Allah de
Pahıllık etme
Kem yola gitme
Her kiz unutma
Allah Allah de
Eyleme teftiş
Aşkından yan piş
Kapusuna düş
Allah Allah de
Artır virdini
Terket yurdunu
Söyle derdini
Allah Allah de
Dağ ile taşta
Kuruda yaşta
Çağır her işte
Allah Allah de
Olma utanık
Olasın tanık
Uyu uyanık
Allah Allah de
Zikret Ruhsati
Artır firkati
Bulun cenneti
Allah Allah de
___________________
Ayrıldım Kabeden Ağlayım Mı?
Ayrıldım kabeden ağlamayım mı
Bir daha döner mi yollarım yare
Yas çeküp karalar bağlamayım mı
Ayan olur mu hallerim yare
Rüyada zemzemle yudum yüzümü
Hacerülesvete diktim gözümü
Mevlam kabul etti her niyazımı
Kaldırdım ellerim ağladım yare
Arzulayup geldin can feda olsun
Altun oluk sana elveda olsun
Hayaline bile kan feda olsun
Durmasın çağlasın sellerim yare
Medine'ye geldik erdik murada
Kalmadı elimden gitti irade
Nice velileri bulduk orada
Gine bülbül oldu dillerim yare
Nasıl ayrılmalı elaman Hüda
Şamdanlara bu gün dikildi çırağ
Yüz bin hüccac ile ittik elveda
Ruhsat'ım yadolsun mallarım yare
_______________________________
Ayrılık Badesin Tatlı Mı Sandın
Ayrılık badesin tatlı mı sandın
Ne tez tebdil olmuş çimenin dağlar
Bu güzellik geçer sana da kalmaz
Daha neye bağlı gümanın dağlar
Nice güzellerden alırsın bac'ı
Al yeşil renklerden giyersin tacı
Yardan ayrılması zehirden acı
Bu yüzden gitmiyor dumanın dağlar
Gece gündüz yalvarmıştım Süphana
Birden vuslat bulamadım sunama
Daha şimden geri beni kınama
Semaya erişmiş figanın dağlar
Ruhsat gibi karaları bağlarsın
Aşkın ateşiyle yürek dağlarsın
Benim ahvalime sen de ağlarsın
Var ise zerrece imanın dağlar
___________________________________
Böyle İse Bunun Sonu
Böyle ise bunun sonu
Ne surette olalım şad
Ne yüzü geret ne beni
Ne şöhrette olalım şad
Güler yüze düşman olur
Sevenler hep pişman olur
Aha elbet akşam olur
Ne lezzetle olalım şad
Bu şi'ri ben kabul etmem
Eski bildiğim unutmam
Bin nasihat versen tutmam
Ne devlette olalım şad
Gidenler geri gelmiyor
Nefsimiz öğüt almıyor
Bu sırrı kimse bilmiyor
Ne izzetle olalım şad
Devlet istersen zikreyle
Varacak yerin fikreyle
Eski haline şükreyle
Ki cennette olalım şad
Ne sabrın var ne şükrün var
Ne zikrin var ne fikrin var
Hemen bin türlü mikrin var
De gafletten olalım şad
Bütün alem cennet ister
Resulullah cennet ister
Bize bir doğru yol göster
Ne Ruhsat'la olalım şad
_______________________________________
Bakmaz Mısın Garip Bülbül
Bakmaz mısın garip bülbül
Feryat ider sahralarda
Ötüşünden bilen bilir
Neler söyler sahralarda
İndirüp secdeye başı
Çalsın bağrına taşı
Aşıklar akıdır yaşı
Ah iderler sahralarda
Ahretine yakup fener
Nefsini öldürmek hüner
Çarhı felek gibi döner
Aylar günler sahralarda
Ne yatarsın behey beşer!
Şimdi güneş yere düşer!
Allah Allah deyu coşar
Çağlayanlar sahralarda
Var kendi aybım gör ki
Yüzünü yerlere sür ki
Ruhsati uyanık dur ki
Nuş eylerler sahralarda
_________________________________
Belli Değil (Bir Vakte Erdi)
Bir vakte erdi ki bizim günümüz
Yiğit belli değil mert belli değil
Herkes yarasına derman arıyor
Deva belli değil dert belli değil
Fark eyledik âhir vaktin yettiğin
Merhamet çekilip göğe gittiğin
Gücü yeten soyar gücü yettiğin
Papak belli değil Kürt belli değil
Adalet kalmadı hep zulüm doldu
Geçti su baharın gülleri soldu
Dünyanın gidişi acayip oldu
Koyun belli değil kurt belli değil
Başım ayık değil kederden yastan
Ah ettikçe duman çıkıyor baştan
Harâba yüz tuttu bezm-i gül-istan
Yayla belli değil yurt belli değil
Çark bozulmuş dünya ıslah olmuyor
Ehl-i fukaranın yüzü gülmüyor
Aşık Ruhsat dediğini bilmiyor
Yazı belli değil hat belli değil
_________________________________
Benden Selam Eyle Hubun Hubuna
Benden selam eyle hubun hubuna
Hele sabreylesin dursun yazaca
Mart dokuzu çıksın seller sökülsün
Herbir eksiğini görsün yazaca
Sahil kuşu gelsin yaylaya gitsin
Dağlar don değişsin beyazın atsın
Güller domurlansın bülbüller ötsün
Zülfün malı yüzüne döksün yazaca
Dermek nasip ola idi gülüni
Sakınsın rakipten ebru telini
İnce meyanına Acem şalını
Benim niyetime sarsın yazaca
Diyarı gurbette olduk mücavir
Sadık aşıklara bulunmaz nazir
Hele dağlar başı alsın müsafir
Ruhsati de eksik görsün yazaca
__________________________________________________________-
Beni Yarattın Kul Deyu
Beni yarattın kul deyu
Olamıyom aman Allah
Ara emrini bul deyu
Bulamıyom aman Allah
Ne yeşilim ne ağım var
Ne bostanım ne bağım var
Ne elim ne ayağım var
Gelemiyom aman Allah
Dünya için hep telaşım
Yetmişe ulaştı yaşım
Kusurum çok gözün yaşım
Silemiyom aman Allah
Eyliyorum rızana arz
Ara yerde çoktur gammaz
Emretmişsin beş vakit farz
Kılamıyom aman Allah
Geçirme elden fırsatı
Verme dünya saltanatı
Biçare aşık Ruhsat'ı
Dilemiyom aman Allah
______________________________
Bihamdilillah Gafur İsmi
Bihamdilillah Gafur ismi var iken
Ağlama ey gönül gül ferah ferah
Esnasında Settar ismi nur iken
Akıtma gözyaşı sil ferah ferah
Eğer umar isen Haktan cenneti
Sofiye yalvarıp etme minneti
Gece gündüz terkeyleme sünneti
Beş vakit farzını kıl ferah ferah
Aşkın Zülfikarın beline sokun
Aduyü nefsine yanaşma sakın
Dilini haramdan gaybetten sakın
Geçersin Sıratı yol ferah ferah
Hulusi kalb ile birle Allahı
Seni nara yakmaz hemi Vallahi
Bülbül ol metheyle Resulullahı
Açılsın bahçende gül ferah ferah
Her derede söğüt olmaz Ruhsati
Her anadan yiğit olmaz Ruhsati
Bundan güzel öğüt olmaz Ruhsati
Aklın başta ise al ferah ferah
_______________________________
Bil Ki Hakikate Yetemem
Bil ki hakikata yetemem aşık
İptida mecaza çarpılmadıkça
Zikre devam edüp vakti seherde
Nefsi emmareden kurtulmadıkça
Akıp nasihatim koyup beynine
Tarikat zincirin takup boynuna
Nazar kılıp ağırına yeniğne
Girüp kantarlara tartılmadıkça
Sonu meyl edüp te engine akup
Vücudu hicrana odlara yakup
Kamil meclisinde oturup kalkup
Haya perdesiyle örtülmedikçe
İçmeyen ne bilir şarap ü meydan
Almalı hikmeti gün ile aydan
Saz ile söz ile alınmaz meydan
Ruhsat'ın mahlesi serpilmedikçe
___________________________________________________________
Bilmem Ki Melek Mi Huri Mi?
Bilmem ki melek mi huri mi ola
Şu fani de benim sevdiğim gibi
Devretsem arasam acap var mı ola
Böyle bir güzellik insanda olmaz
Naz ile salınır güzeller başı
Kudretten çekilmiş karadır kaşı
Çözülmüş düğmeler görünür duşu
Yuca dağ başına yağan kar mı ola
Elvan elvan döner eller kınadan
Bir belgüzar aldım yavru sunadan
Bu surette insan doğmaz anadan
İnci mi ola sedef mi ola dür mü ola
Hey Ruhsat gam sardı her bir yerimden
Bir karanlık duman gitmez serimden
Beni ayırdılar nazlı yarimden
Onlara öcümü Mevlam kor mu ola
________________________________________________________________
Bir Allah Bir De Muhammed
Dilimde ezkarım virdim
Bir Allah bir de Muhammed
Her nere varırsam derdim
Bir Allah bir de Muhammed
Var amma yetmiş bin perde
Hızırdır anılsa nerde
Yedi kat gökte hem yerde
Bir Allah bir de Muhammed
Derim ya kayyum ya hay
Binfoirdir ismini var say
Bilmiyenin başına vay
Bir Allah bir de Muhammed
Kulak ver olma gel sağır
İşitir dembedem çağır
Terazide gelen ağır
Bir Allah bir de Muhammed
Zikreden bulur rahmeti
Şükreden bulur cenneti
Sıdkile çağır Ruhsati
Bir Allah bir de Muhammed
________________________________________________
Bir Arzuhal Yazdım
Bir arzuhal yazdım şahlar şahına
Sabır köşesine otursun demiş
Nefsin arzusuna etmesin heves
Ekmeğini suya batırsın demiş
Hakkı hakikate bağlasın özün
Erenler cümleye eyler mi yazın
Namert kapısına değmesin gözün
Kötülüğü kalpten götürsün demiş
Ey Ruhsati nefsin ne yaman azdın
Yalınız sen değil zamane azgın
Ölmeyince kesmemkulumun rızkın
Emrimi yerine getirsin demiş
__________________
Bir Destan Söylesem
Bir destan söylesem tiryakilere
Acep tiryakiler darılır mola
Kızıl üzüm olsa koysam beline
Gözü tabakadan ayrılır mola
Tiryaki tütünü gayet çok sever
Birini sarmadan birini eğer
Tütün tükenince karıyı döğer
Erkeğim diye de kurulur mola
Güzel paranızı vermen tütüne
Yazık ömrünüze bütün bütüne
Düşünün bir kerre ondan kötü ne
Bu kötüyle kabre girilir mola
Ağızlık tabaka takım beş olur
Yorgunlukta murdar tütün hoş olur
Beş kuruşa kağıt nasıl baş olur
Tutulursa hapse girilir mola
Tabaka ambardır ağızlık yaba
Kimisi ince sarar kimisi kaba
Darağacı kurulsa edemez tövbe
Buna da bir şifa bulunur mola
Kaim kağıt kaba verir dumanı
Öksürük gelince vermez amanı
İmiği saz çalar döşü dumanı
Otuz iki makam çalınır mola
Tiryakiler durmuş ederler merak
Hele birer daha cigara sarak
Çoluk çocuk çıplak kendi dalyarak
Bununla maksuda erilir mola
Tütünün ağusu ciğeri sarar
İçmiyen fehmetmez içine zarar
Göğüs tutulunca hendeği yarar
Acep kazma kürek bulunur mola
Ruhsati'm de sözüm haklı değil mi
Bu destan tiryaki aklı değil mi
Şimdi kaçak tütün saklı değil mi
Kesede bir tutam bulunur mola
_______________________________
Bir Münafık Bir Gammazın
Bir münafık bir gammazın
Terki salat bey namazın
Üçünün meyit namazın
Kılanın avradını
Münkir münafıkın suyu
Aktı harab etti köyü
Ölüsüne bir tas suyu
Koyanın avradını
Evden odun getirenin
Isıdıp su yetirenin
Isgatına oturanın
İmamın avradını
Ruhsat burdan kalktı deyi
Dört yanına baktı deyi
Bu türküyü yaktı deyi
Kınayanın avradım
______________________
Bir Münevver Devran Gördüm
Bir münevver devran gördüm
Rufailer tekkesinde
Dertlilere derman gördüm
Rufailer tekkesinde
Şeyhinin ismi Abdullah
Nüfuz etmiş resulullah
Aklımı aldı zikrullah
Rufailer tekkesinde
Mermer taşa baş vururlar
Ah eyleyüp «Allah» dirler
Mest olup serhoş olurlar
Rufailer tekkesinde
Dervişleri şiş vururlar
Himmet eylemiştir pirler
Öldürürler dirildirler
Rufailer tekkesinde
Yaktı beni Allah sesi
Gel tövbeye behey asi
Resulullah silsilesi
Rufailer tekkesinde
Aşk ile pervane döndü
Allah Allah deyu yandı
Sağ olsun Hüseyn efendi
Rufailer tekkesinde
İhlas ile her işleri
Ne güzeldir cümbüşleri
Can bağışlar dervişleri
Rüfailer tekkesinde
Tarikat kazanında piş
Sıdkile it alış veriş
Gel şehrin damanına düş
Rüfailer tekkesinde
İspat oldu dost olduğu
Her tekkeden üst olduğu
Ruhsati' nin mest olduğu
Rüfailer tekkesinde
____________________________
Bire Felek Nedir Senin Ettiğin
Bire felek nedir senin ettiğin
Bize bir dem sürdürmedin el gibi
Anlatılmaz ne tarika yeldiğin
Tükendi ömrümüz geçti yel gibi
Hiç eksik olmadı başımdan bela
Otuz yıldır çektim dolmadı çile
Bir mecazi aşka oldum müptela
Aktı gitti gözüm yaşı sel gibi
Nice pervaz açtı gönül uçmadı
Sem oldu badeler kimse içmedi
Turab oldum kimse basup geçmedi
Ayaklar altında oldum yol gibi
Kime yar dedimse yönün çevirdi
Kahbe felek beni sürdü savurdu
Sinnim vardı elli biri devirdi
Çekildim köşeye oldum lal gibi
Daim coşkun akar bu aşkın seli
Biz de mecaziden doğrulttuk yolu
Ne kadar methetsem şekeri balı
Hey Ruhsati olmaz yine bal gibi
___________________________________________________________
Birgün Başın Son Yastığa
Birgün başın son yastığa
Koyacaklar unutma ha
İki komşu gelir bir bir
Soyacaklar unutma ha
Gezen ölüm pazarında
Gelir bugün de yarın da
Bir tahtanın üzerinde
Yuyacaklar unutma ha
Bağlanır kanadın kolun
Nutka kaadir olmaz dilin
Mirasçılar bütün malın
Yiyecekler unutma ha
Kan dolar gözün içine
Söz katma sözün içine
Yarım top bezin içine
Saracaklar unutma ha
Felek dinlemez nazını
Kabul etmez niyazını
Beş, on kişi namazını
Kılacaklar unutma ha
Bu gün kadrin bilmezsin
Gider geri gelmezsin
Bağrına taş öğüt almazsın
Gömecekler unutma ha
İndirirler kara yere
Karanlık bir ıssız dere
Ne bir mum ne bir çıra
Koyacaklar unutma ha
Yalnız kalırsın bikes
Evden barktan ümidi kes
Kayıptan işitin bir ses
Soracaklar unutma ha
İmanın var ise tende
Yine geri gelir canda
Sual ederler o anda
Vuracaklar unutma ha
Eğer yok ise imanın
Cehenneme varır canın
Semaya çıkar figanın
Yakacaklar unutma ha
Ruhsati ölüm korkusu
San islah eder herkesi
Kaldır dünyadan hevesi
Görecekler unutma ha
_______________________
Daha Gözleyim Mi?
Daha gözleyim mi ey mavi donlu
İşte görüyorsun sunam yaz geldi
Kalmadı eridi dağların karı
Nice bir ah ile yanam yaz geldi
Kaba yel değdi de söküldü seller
Bülbül dile geldi açıldı güller
Herkes sevdiğine nameler yollar
Ben de Kerem gibi anam yaz geldi
Çekildi turnalar yurduna gitti
Açıldı laleler sünbüller bitti
Güller cuşe geldi bülbüller öttü
Bir bade vir içüp kanam yaz geldi
_____________________________
Daha Senden Gayri
Daha senden gayrı aşık mı yoktur
Nedir bu telaşın hay deli gönül
Hele bir düşünsen fani dünyayı
Neler geldi geçti say deli gönül
Baktım iki kişi mezar eşiyor
Gam kasavet dalgalanıp aşıyor
Çok yaşayan yüze kadar yaşıyor
Topraklar başına vay deli gönül
Mevlam kanat vermiş uçamıyorsun
Bu nefsin elinden kaçamıyorsun
Neden bu dünyadan geçemiyorsun
Di gönül rüyaya doy deli gönül
Günde bin kez duman çöker serime
Elim yetmez gidem kısb-i karıma
Kendi bildiğine doğrudur deme
Var iki kamile uy deli gönül
Birgün bindirirler ölüm atına
Yarın iletirler hakkın katına
Topraklar susamış adam etine
Hep ağzını açmış hey deli gönül
Bu fani dünyadan umudunu üz
İnanmazsan var kitaba yüz be yüz
Hanm kabristandır malım bir top bez
Daha duymadıysan duy deli gönül
Bu nefsin elinden kaçamıyorsun
Mevlam kanat vermiş uçamıyorsun
Ruhsati dünyadan geçemiyorsun
Topraklar başına vay deli gönül
___________________________________
Daim Kış Olmaz
Daim kış olmaz ya devri alemdir
Hazer kıl sevdiğim yaz var ucunda
Elbet ayrı düşen bir gün kavuşur
İkrarımız kavi söz var ucunda
Yaralarım göz göz oldu elleme
Siyah zülfü gül yüzüne telleme
Bu gurbetin ardı gelmez belleme
Bir sebep halkolur az var ucunda
Yavruyu sorarsan hilal kaşlıdır
Eşinden ayrılmış gözü yaşlıdır
Muhabbet dediğin iki başlıdır
Tahammül olunmaz göz var ucunda
Bu sırrımız her adama denilmez
Böyle ömür geldi geçti sayılmaz
Hey Ruhsati bu dünyaya doyulmaz
Ve lakin on arşın bez var ucunda
__________________________________________________________
Dedim Dilber Seni Sevmek Niyetim
Dedim dilber seni sevmek niyetim
Dedi ki acırım ben sana vah vah
Dedim neremdedir söyle kusurum
Dedi demedim mi dün sana vah vah
Dedim yanağında bir gül dalı var
Dedi ahmak mısın işte alıver
Dedim dudağından bir şeftali ver
Dedi kaynamadı kan sana vah vah
Dedim bir ikrarlık dudu dilinden
Dedi boşa alıkalma yolundan
Dedim mecnun oldum senin elinden
Dedi tesella ver sen sana vah vah
Dedim mah yüzünü elbet açarım
Dedi zehir ise ben de içerim
Dedim vallah seni alır kaçarım
Dedi zulüm eder Han sana vah vah
Dedim geçenlerde kaş etmedin mi
Dedi sırlarımı faş etmedin mi
Dedim Ruhsati'yen eşitmedin mi
Dedi kurban olsun can sana vah vah
________________________________
Dereye Aşağı Gelir
Dereye aşağı gelir
Çil horoza selam verir
Tavuğun canını alır
Safa geldin tilki paşa
Emirlere sail idim
Ben bu işe mail idim
Beş tavuğa kail idim
Kökünü kesmeğe gelmiş
Haşeri tilki haşeri
Yedin üçeri beşeri
Postu ver de çık dışarı
Safa geldin tilki paşa
Geldin eşini eşini
Dolandın dağlar başını
Nettin feriğin eşini
Safa geldin tilki paşa
Narpuzun kırağı taşlık
Gel hele gel kardaşlık
Arkasında iki beşlik
Pazarlık görmeye gelmiş
Narpuzun kırağı dere
Bilmiyorum yerin nere
Şu çarşıyı yara yara
Tilki bey gezmeğe gelmiş
Şükür seni burda gördüm
Habınla hatırın sordum
Bir tavuk ta kurban verdim
Safa geldin tilki paşa
Ruhsatı kaptı küreği
Koptu tilkinin yüreği
Dolandı beş on direği
Postu verdi tilki paşa
_________________
Eğer Aşık İsen Gözümün Nuru
Eğer aşık isen gözümün nuru
Sakın mecmuamı yarana verme
Hattım kemdir amma sözüm mücevher
Bir kıymet bilmedik hayvana verme
Vezinden düşürür ebyatlarımı
Okuyup seçemez bu hatlarımı
Atar bir köşeye sanatlarımı
Pahıla hasede şeytana verme
Verirsen verdiğin ehli dil olsun
Tanzim eyledikçe hem bülbül olsun
İlmi tarikatte dili bal olsun
Sözünü bilmedik insana verme
Ruhsati'yim ateş düştü özüme
Gidemezsin sakın düşme izime
Getir iki sille vur da yüzüme
Kürd'e Kuvara'ya Türkmen'e verme
__________________________
Eğer Sorarlarsa Müslüman Mısın?
Eğer sorarlarsa müslüman mısın
Bihamdillah müslümanım ey hoca
Elhamdülillahın manası nedir
Allah bir Resul hak imanım hoca
Eğer sorarlarsa kimin kulusun
Kuluyum Allahın peygamberim hak
Sorarlarsa peygamberin adı ne
Muhammed Mustafa cananım hoca
Sorsalar Allahı nerde bilirsin
Mekandan münezzeh kalbte gizlidir
Ne yerde ne gökte ne sağda solda
Çağırdığın yerde bil anı hoca
Derse birliğine var mı dedilin
Delilim ihlastır «Küfüven ahed»
Sorarlarsa aklen delilin var mı
Nice yüzbin yerde be canım hoca
Eğer sorarlarsa otuz üç farzı
On ikisi namazdadır kılana
Eğer sorarlarsa altısı nerde
İymandadır gani gumanım hoca
Mümin ister nasihati işite
Zindanda kalmıya yerin ısıda
Savum salat hac ve zekat peşinde
Eda eden var mı aslanım hoca
Dördü de abdeste payı sor heman
Üçü de gusulde farzoldu inan
İki darp bir niyet teyemmüm ayan
İşte böyle gülü reyhanım hoca
Adem baba Ruhsati'nin atası
Var ise affeyle sözüm hatası
Dahi çoktur bu sualin ötesi
Benden ala bilüp inanın hoca
________________________________________________________
Ela Gözlerine Kurban Olduğum
Ela gözlerine kurban olduğum
Aman eski ifadenden dönme ha
Şimdi havalanup gökte uçarsın
Benim ilden başka ile konma ha
Sana söylüyorum canımın canı
Elimden aldırdım sevdiğim seni
Eski ifadenle güvendir beni
Beni ısrarımdan döner sanma ha
Şimdi seni sıkı teşvik ederler
Düşürürler dilden dile yederler
Seni soğutmıya gelip giderler
Yalan yanlış her bir söze kanma ha
Servi gibi uzun o yarin boyu
Gayet metin yerden hem cinsi soyu
Vefasızlık etme bırak bu huyu
Ellerin sözüne sakın kanma ha
Yok iken sevdiğim bu işde suçun
Eski ifadenden döndün sen niçün
Ruhsat senden ayrı düştüğü içün
Tez ölürse onun için yanma ha
__________________________________________________________
Elde Sermayen Heman
Elde sermayen heman
Aman Allahım aman
Tevbe estağfurullah
Tevbe estağfurullah
Tasarruf iymanıma
Nefsi salma yanıma
Dayanırım süphanıma
Tevbe estağfurullah
Arayup da bulduğum
Şeytan izin aldığım
Daha yoktur bildiğim
Tevbe estağfurullah
Nakşiden giydim tacım
Zikrü teşbihtir ilacım
Rahmetine muhtacım
Tevbe estağfurullah
Irak etme iymandan
Niyazım budur senden
Yarabbi sıdku candan
Tevbe estağfurullah
Vardım tevhid sayesine
Düştüm dostun sevdasına
Koğu gaybet gayyasına
Tevbe estağfurullah
Çile çektim kışladım
Emmareyi taşladım
Bilir bilmez işledim
Tevbe estağfurullah
İsterim rahmetini
Bilirim kıymetini
Ağlatma Ruhsat'ını
Tevbe estağfurullah
__________________________________________
Elif Eğlen Bile Ben De Gideyim
Elif eğlen bile ben de gideyim
Be benim derdimden bil kerem eyle
Te temam derdimin hesabı yoktur
Se sabit göz yaşım sil kerem eyle
Cim cemalin gitmez benim özümden
Ha hukukun çıkmaz iki gözümden
Hı hayrat gördün mü benim yüzümden
Dal dilber ver bana dil kerem eyle
Rı Rahmeylersin bilirim seni
Ze zülalin yakar nice bin canı
Zel zelil eyledi bu aşkın beni
Sin selamın her gün sal selam eyle
Şın şükür görmüşüm düşünür bugün
Sad sıdık tuttum peşini bugün
Dad zapta saram döşünü bugün
Ti tabib derdimi al kerem eyle
Zı ziya vermemiş küsnün kemali
Ayın alem verir malı melali
Gayın gayret ettim görem cemali
Fe ferah karşımda kal kerem eyle
Kaf kurban etmişim yoluna canı
Kaf kerem et güzel aşıkın tanı
Lam lütfet sevdiğim unutma beni
Mim merhamet eline dal kerem eyle
Nun nolur koynuna girsem bir gece
Vav vallahi haffim kalmaz zerrece
He hele sevd!ğm gezek böylece
Lamelif la deme gel kerem eyle
Ye yar Ruhsat seni yemez sevdiğim
Sırrını kimseye demez sevdiğim
Ak göğsün üstünde namaz sevdiğim
Sen de benim gibi kıl kerem eyle
______________________________________
Eşiğine Süre İdim Yüzümü
Eşiğine süre idim yüzümü
Hediyem yok candan gayri Muhammed
Senden başka kime edem nazımı
Bildiğim yok senden gayri Muhammed
Beni sana ulaştırmaz bu kemal
Aman ey yüzü ay lebleri zülal
Eğer ümmetim demezsen nola hal
Yaş dökeyim kandan gayri Muhammed
Gehi akıllıyım gah mecnun deli
Gehi harı sevdim gahi de gülü
Ebubekir Ömer Osman ve Ali
Bildiğim yok bundan gayri Muhammed
Binde bir nefsimin yoluna gelmem
Münafık sözüne eğlenip kalmam
Dünyayı bir pula verseler almam
Sevdiğim yok dinden gayri Muhammed
Herkes ikna oluyorlar suçunda
Rücu eder kusurunun ucunda
Ruhsat gibi ümmetinin içinde
Sefil yoktur andan gayri Muhammed
__________________________________
Eyledi (Bu Sevda Sinemde)
Taliim yönettim ilmi remmade
Bu sevda sinemde ocak eyledi
Bilmem ki bahtı siyahım mı kem
Sevdiğim arayı uzak eyledi
Su serperler yaktığınız çıraya
İlaç olmaz yürekteki yaraya
Soysuz iş bozanlar girdi araya
Kesti aramızı tuzak eyledi
Bulunmaz mı bu yaranın kolayı
Başımıza satın aldık belayı
Başkaldırdı düşmanların alayı
Kuşanup silahın yarak eyledi
Gam ile mihnettir mekanım yurdum
Bir değil beş değil on değil derdim
Derdi cennaneyi Ruhsat'a verdim
Ruhsat bu davayı yasak eyledi
______________________________
Fikrimden Çıktı Dünya
Fikrimden çıktı dünya
Gözümün yaşı gibi
Dolanayım elimi
Bari bektaşi gibi
Dilimde Tanrım vardır
Kalbimde nurım vardır
Ne katı bağrım vardır
Çakmağın taşı gibi
Zikrimiz halkalanır
Başımız kavgalanır
Gönlümüz dalgalanır
Yaz bahar çoşu gibi
Ne ağyar var ne yarim
Bütün hiçe sayarım
Sığmaz bir yere serim
Kerem'in başı gibi
Arada vardır muzu
Anlarsın yürü sözü
Alemin azdı yüzü
Zemheri kışı gibi
Ruhsati öcalmadı
Kimse halim bilmedi
Tutacak yer kalmadı
Birinin peşi gibi
_______________________
Gönül Azat Oldu
Gönül azat oldu gamu şitadan
Şükür Yaradana gine yaz geldi
İşte böyle diyordum Hüdadan
Şükür Yaradana gine yaz geldi
Göller dalgalanup kazı gözlerdi
Gönül allı pullu kızı gözlerdi
Sevda çekenler de yazı gözlerdi
Şükür Yaradana gine yaz geldi
Vakit yeli esti karlar eridi
Hicabından kar çiçeği faridi
Nergiz yaprağını çekti yürüdü
Şükür Yaradana gine yaz geldi
Sünbül boynun eğdi kurdu otağı
Bülbül bir gül için bekler bu bağı
İşte gelüp erdi yaz bahar çağı
Şükür Yaradana gine yaz geldi
Cahiller şöhreti sazı seviyor
Hilal kaş sürmeli gözü seviyor
Ruhsati bulandı yazı seviyor
Şükür Yaradana gine yaz geldi
___________________________________________________________
Gönül Eğlenir Mi (Olmayınca)
Gönül eğlenir mi gurbet ellerde
On dokuz bölüklü kız olmayınca
Garip bülbül gibi öter dillerde
Açılıp gülleri yaz olmayınca
Ne müşküldür karlı dağı devirmek
Yönün sevdiğine doğru çevirmek
Aşıka şayeste türkü çağırmak
Anın da tadı yok saz olmayınca
Sevda dolu Ruhsati'nin meyinde
Ahu zarım kaldı kaşı yayında
Sevdiğim Hafik'in Gulam köyünde
Bu yıl da gidemen yaz olmayınca
_________________________________________________________
Gözlerin (Nasıl Vasfedeyim)
Nasıl vasfedeyim güzelim seni
Rumeli Bosna'yı değer gözlerin
Dünyaya gelmemiş eşin akranın
İzmir'i Konya'yı değer gözlerin
Kimsede görmedim sendeki nazı
Tunus Trablus'u Mısır Hicaz'ı
Kars'ı Kağızman'ı Acem Şiraz'ı
Girit'i Hanya'yı değer gözlerin
Yüzünde görünür Yusuf nişanı
Yüzünü görenler çeker efganı
Büsbütün Gürcistan Erzurum Van'ı
Belh'i Buhara'y1 değer gözlerin
Ruhsat'ım eyledim senin de methin
Al yanaktan bir buse ver himmetin
Yüz bin sarraf gelse bilmez kıymetin
Ahiri dünyayı değer gözlerin
____________________________________
Gel İkimiz Bir Döşeğe Girelim
Gel ikimiz bir döşeğe girelim
Bizi zemmeyleyen ellere karşı
Eğil bir yol dudağından öpeyim
Ağzından dökülen ballara karşı
Kerem eyle beni tanı sevdiğim
Oğruna koymuşum canı sevdiğim
Sözünen virmezler seni sevdiğim
Alayım kaçayım ellere karşı
Malım mülküm cümle virem sevdiğim
Yoluna virmişim seri sevdiğim
Bağ bağçem feda korum sevdiğim
Seyrine doymayan güllere karşı
Her vakit mihnete yüzüm sürdükçe
Ol hüsnün bağına tenha girdikçe
Yaz bahar olurum seni gördükçe
Ruhsati karışmam sellere karşı
__________________________________
Gel Gönül Dünyaya Eyleme
Gel gönül dünyaya eyleme ülfet
Nice arifanîar gitti gelmedi
Terkeyle elinde var iken fırsat
Nice hub zamanlar gitti gelmedi
Hulusu kalb ile sev yaradanı
Kün demekle halk eyledi cihanı
Muhammed Mustafa canların canı
O nuru süphanlar gitti gelmedi
Hiç çıkmıyor derunumdan hayali
İsmile müsemma buldu kemali
Ebubekir Ömer Osman-u Ali
O ehli Kur'anlar gitti gelmedi
Cümle din kardeşi olmuştur razı
Ederim ruzu şeb Hakka niyazı
Hamza Ebamüslim Battal-ı Gazi
O şanlı sultanlar gitti gelmedi
Gördün mü dünyada eğlenip kalmış
Saraylar yaptırıp bermurad olmuş
Bir gün de derler ki Ruhsatı ölmüş
Nice şairanlar gitti gelmedi
_____________________________
Gel Gidelim Uzaklara Sevdiğim
Gel gidelim uzaklara sevdiğim
Bizi söylesinler ellere karsı
Eğil bir yol bal dudaktan öpeyim
Ağzından dökülen ballara karşı
Kerem eyle beni tanı sevdiğim
Uğruna koymuşum canı sevdiğim
Bana verirler mi seni sevdiğim
Alayım kaçayım ellere karşı
Malım mülküm hep yoluna koymuşum
Kaç yıl oldu seni böyle sevmişim
Her ağızdan senin methin duymuşum
Gel de sevişelim ellere karşı
Dünya benim olur yari gördükçe
Rahmeylemez bende zarı gördükçe
Kışım bahar olur seni gördükçe
Ruhsati sevinir ellere karşı
________________________________________________________
Geldi Bahar Ayı Arttı Figanım
Geldi bahar ayı arttı figanım
Karalar geyindim allar üstüne
Ayrılık badesin selvi revanım
Doldurup sunardın eller üstüne
Nasıl methedeyim bir alişandır
Güzellikte Yusuf payesi handır
Dediler vallahi bu da sultandır
Hökmeder keysular haller üstüne
Gör ahu vahımı hezar eyledi
O demi vusletim güzar eyledi
Bakışı canımdan bizar eyledi
Acep bu ne haldir haller üstüne
Açılsa dihanım söylerdim derdim
Dimedim ismini dilimde verdim
Ölmeden bir daha göreydim derdim
Düşerek Ruhsati haller üstüne
______________________________________
Geldim (Sabah Olup Gün Doğarken)
Sabah olup gün doğarken semadan
Dostum hanesine vardım da geldim
Özge reva işi hüsnü halini
Her bir umuruna sordum da geldim
Gözün sürmelemiş kaşların çatar
Gamzesi okunu sineme atar
Yaz baharı gelmiş bülbüller öter
Tomurcuk güllerin derdim de geldim
Eski sözde durur pişman mı diye
Gönlü perişan mı ruşen mi diye
Acep bana dost mu düşman mı diye
Her bir esrarına erdim de geldim
Ruhsati'yim gelsin diye gözledim
Sağa sola gider diye izledim
Çoktan beri fırsatını gözledim
Hele bir bergüzar verdim de geldim
_______________________________________
Geri Al (Ya İlahi Görünmezden)
Ya ilahi görünmezden bir devlet
Zekatını veremezsem geri al
Helalından dört öküz ver yarabbi
Koşup çifte süremezsem geri al
Yoksulluğu ezberledim nideyim
Verin aşkın badesini yudayım
Biraz altın ver ki hacca gideyim
Bu kavi üzre duramazsam geri al
Çok verirsin beynamaza hayına
Saldın beni züğürtlüğün yayına
Köprüler yaptıram Tecer suyuna
Kagir bina kuramazsam geri al
Bir söz ver yarabbi göreyim şimdi
Yoksulluk elinden ciğerim yandı
Üryana bir gömlek yetime hindi
Rızan için saramazsam geri al
Ne mümkün yarabbim yolundan sapam
Ruhsat'ın terkedip dünyaya tapam
Senin rızan için bir oda yapam
İki minder seremezsem geri al
________________________________________________
Gine Bu Yıl Yoksulluğun Elinden
Gine bu yıl yoksulluğun elinden
Vardık sucu durduk bir değirmene
Çağıldak sesinden gürültüsünden
Döndü kulaklarım her değirmene
Usta şeytan çivisini çevirir
Basar kötürgeye unu savurur
Bağzı nöbetciler salvar kıvırır
Un isterim deye döner pervane
Kuzu derisinden olur postumuz
Belli olmaz düşmanımız dostumuz
Üç günde bir silkeleriz üstümüz
Yazık bu nardaki yanan canlara
Hemen bindirirsin tası liğenin
Un alırız nöbetçiden çekleyin
Bugaz döke döke kör kötüğerin
Sıçrar pulatlar değer yanlara
Nezaketli söyler şirin dilleri
Ruhsat'ın perişan olur halleri
Gelir yanımıza İsa gülleri
Kimi yağ getirir kimi kaygana
_______________________________
Gine Gönül Kuşu Bilmem
Gine gönül kuşu bilmem ne hikmet
Kafesi mihnette kapandı kaldı
Dam oldu payine danei kısmet
Diyarı gurbette kapandı kaldı
Gittiler hünkara biraz müptela
Şikayet yüzünden koptu vaveyla
Arzuhaller buyrulmadı galiba
Babı hükümette kapandı kaldı
Ehli dil olanlar yolunu tuttu
Dilesin maksuda menzile yetti
Aşıklar zümresi didara gitti
Sofular cennette kapandı kaldı!
Niçin ateş değil Ruhsat külahın
Çıkmıyor göklere feryadu ahin
Uyanmadı gitti bahtı siyahın
Kuşei vahdette kapandı kaldı
_____________________
Güzeller Şahına (Deye)
Güzeller şahına bir musha yazdım
Değmesin duşmanın nazarı deye
Bir gece gönderdim gizli bir name
Kuralım tenhada pazarı deye
Halime münasip yaran bulunmaz
Kalbteki yaramı saran bulunmaz
Dilbere bir öğüt veren bulunmaz
Terk eyleme okur yazarı deye
Mürüvvet kılmadın şu ben gedaya
Bu sinemi karşı verdim cedaya
Sitem sözlerini kıldın hedaya
Başımda gezdirdim güzarı deye
Bu senin efkarın bu senin gamın
Dillerde söylenen hep senin namın
Ölürsem Fatma'nın yoluna gömün
Yadetsin Ruhsat'ın mezarı deye
_______________________________
Güzellim Ey Yeke Tellim
Güzellim ey yeke tellim
Kötü diyen kimdir sana
Pamuktan da yumuşaksın
Katı diyen kimdir sana
Aklımı eyledin talan
Beni bu sevdaya salan
Özü fasık sözü yalan
Zatı diyen kimdir sana
Yüzün göreyim dön beri
Kemalinden utan bari
Giyinme şu alı şalı
Çiti diyen kimdir sana
Seni hup yaratmış Tanrı
Görenin tutuşur bağrı
Sana geçmez diyen doğru
Kötü diyen kimdir sana
Sebebi var firkatinin
Kesesin yol sirkatinin
Git hey aşık Ruhsati'nin
İti diyen kimdir sana
_________________________________________
Hallakı Alemin İrfanı Çoktur
Hallakı alemin irfanı çoktur
İflah olacağımız güman bu sene
Suç kimsenin değil benim eksanım
Yazı göreceğimiz güman bu sene
Koyun da kalmadı kırıldı kuzu
Fırtına doldurdu dereyi düzü
Ne yaman dar oldu insanın gözü
Çoğu terkeyledi iman bu sene
İcayet kalmadı dağda ovada
Bereket kalmadı tasta tavada
Rağbet kalmadı atta devede
Yaş görünüyor saman bu sene
Unut deli gönül kaymağı unut
Yoğurda selam ver peyniri kurut
Çirinen pekmezde kaldı bir umut
Göklere çekildi ayran bu sene
Ruhsat'im kusurun görmez kör oldu
Dünya muhannete fazla dar oldu
Tarih geldi işte (91) oldu
Ne acayip oldu cihan bu sene
________________________________
Hani Hadis Kuran Kimin Aklında
Bire gönül vazgel bu hülyalardan
Kani ahret iman kimin aklında
Eller kurt olmuşlar koyun ararlar
Hani hadis Kuran kimin aklında
Arşa çıkar zulumatın yalını
Bağladılar doğruların dilini
Kapadılar şeriatın yolunu
Hani hadis Kuran kimin aklında
Birbiri üstüne inmekte zulüm
Attıkça aksine düşüyor falım
Kimsenin aklına düşmüyor ölüm
Kani sırat mizan kimin aklında
Bir meniden halkolunma temelin
Kibirlenme elde var mı amelin
Gayretin gör belki yakın zevalin
Beratını yazan kimin aklında
Daha neler gelir bu garip başa
Sırrı hikmetine karışmam haşa
Ruhsati sen beni çalma gel taşa
O terazi mizan kimin aklında
__________________________________
Hasret İdim Mah Yüzüne
Hasret idim mah yüzüne
Geldi yeke tellim geldi
Selam verdi bin naz ile
Geldi dudu dillim geldi
Sürmelenmiş süsü güzel
Dili bülbül sesi güzel
Ayağında mesi güzel
Geldi lebi ballım geldi
Kaşları benzer kaleme
Şevki düşmüştür aleme
Çiçekler durdu selama
Geldi ağa yollum geldi
Ruhsati olmuştu derban
Şükür zuhur etti kervan
İy oldu keselim kurban
Geldi benim allım geldi
____________________
İnşallah Eylemez İmana Muhtaç
İnşallah eylemez imana muhtaç
Eğer bir kişide irfan oldukça
Beş vaktına devam edüp kış ve yaz
Dilinde zikr ile Kur'an oldukça
Bihamdillah geçinirim az ile
Düşerim babına bin niyaz ile
Yanaşmam cehenneme söz ile
Muhammed Mustafa sultan oldukça
Ümidim muhkemdir beş ile dörde
Ne havfim dünyada ne de mezarda
Mizanda sıratta korkulu yerde
Ebubekir Ömer Osman oldukça
Sofunun hayını huyunu bilmem
Gafur ismi elde ummana dalmam
İnşallah mahşerde susuz da kalmam
Aliyülmurtaza aslan oldukça
Allah Muhammedi mahzun göndermez
Ümmetinin hatırını sındırmaz
Cehennemde hicap edüp yandırmaz
İmam Hüseyin'le Hasan oldukça
Ruhsatı yetmez mi bu kadar ahın
Rahmetinden fazla mıdır günahın
Aşıkıyım Hakkın Resulullahın
Kaçan ceset ile bu can oldukça
_______________________________________________________
Kara Gün Kararıp Kalmaz
Kara gün kararıp kalmaz
Hemen Allah de Allah de
Hangi akşam sabah olmaz
Aman Allah de Allah de
Sahibimiz çok nazlıdır
Yanında geçer sözlüdür
Hemen kalbinde gizlidir
İman Allah de Allah de
Var amma yetmiş bin perde
Ne göktedir ne de yerde
Karıncasın komaz darda
İnan Allah de Allah de
Sen seni çalma gel taşa
Niyaz eyle gitmez boşa
Kulu gibi değil haşa
Uyan Allah de Allah de
Ne derdin var ise söyle
Kalbini müberra eyle
Bu da geçer kalmaz böyle
Dayan Allah de Allah de
Ruhsati olma divane
Günde beş yol dur divana
Sıdkile düş asitane
Uzan Allah de Allah de
_________________________________________
Kara Gün Karartıp Kalmaz
Kara gün karartıp kalmaz
Hele sabreyle sabreyle
Hangi akşam sabah olmaz
Hele sabreyle sabreyle
Sabırda vardır keramet
Sabreden bulur selamet
Bu yolda yok bir felaket
Hele sabreyle sabreyle
Gam çeküp etme vaveyla
Mecnunu bekledi Leyla
Kulunu unutmaz Mevla
Hele sabreyle sabreyle
Basma cahilin izine
Gitme şeytanın sözüne
Bak Ruhsati'nin gözüne
Hele sabreyle sabreyle
______________________________
Kerem Et Sevdiğim
Kerem et sevdiğim bozma peymanı
Gider de gelirim sunam gözleme
Kaldır kalbindeki eski gümanı
Soldurma elinde kınan gözleme
Ebrular mah yüzde katar diyorlar
Kirpikler hançeri atar diyorlar
Ölümden ayrılık beter diyorlar
Belki Kerem gibi yananı gözleme
Zalim düşman iş bozmaya çalışır
Rakipler de kol kol olup yılışır
Elbet ayrı düşen bir gün kavuşur
Bir bade vir içip kanam gözleme
Gurbette dolaşup bir gün gelirsem
Düşmanlardan intikamı alırsam
Kalbimdeki muradımı bulursam
Ruhsati'yim geri dönem gözleme
__________________________________
Kibirliye Olma Yakın
Kibirliye olma yakın
Yüzün dola yüzünden kaç
Anın mayası bozuktur
Selam verüp sözünden kaç
Hicap eylemez insandan
Utanmaz gani rahmandan
Berbattır mekri şeytandan
Basma sakın izinden kaç
Düşmandır okur yazara
Tez günde gitsin mezara
Seni oğradır nazara
Görünme hiç gözünden kaç
Kibrin aslı piç olur
Yumşamaz bağrı tunç olur
Selam virmesi güç olur
Alma sakın kızından kaç
Gel güzelim sana yazıktır
Yanaşma südünü bozuktur
Sana altın bileziktir
(Ruhsat) almayandan kaç
____________________________
Kime Yanayım (Kadar)
Hey ağalar derdim kime yanayım
Gönül yoldaşını bulana kadar
Kişi sevdiğinden ayrı düşeli
Yanar ateşine ölene kadar
Gözyaşımla mektup yazdım almadı
Hasretiyle yandım soran olmadı
Seher yeli dedi çilem dolmadı
Ara izlerini bulana kadar
Gözyaşımı o ummana getirir
Vefalı güzeller derman yetirir
Sevdiğim karşımda küsmüş oturur
Ağlarım saçımı yolana kadar
Ruhsati nerede kaldı vatanım
Kesildi takatim bitti dermanım
Geldi kederimden ağzıma canım
Ölmem yar yanıma gelene kadar
_______________________________
Münacat Etsem Allaha
Münacat etsem Allaha
Seni bana yazar mola
Karşılaşsam su yolunda
Kaşın gözün süzer mola
Sevmedim böyle merdane
Eşi gelmemiş bir tane
Siyah zülfün ak gerdana
Bölük bölük düzer mola
Sanki huriden seçilmiş
Alhına hülle biçilmiş
Yanağında gül açılmış
Sam dokunup bozar mola
Ruhsat sözde durmak ister
Elifine parmak ister
Gönlüm yari sarmak ister
Acep kimse sezer mola
____________________________
Nazar Kıl Arzuhalime
Efendim nazar kıl arzuhalime
Açlıktan madde bir diyeceğim yok
İane buyurmuş devletli beyim
Akşamdan sabaha yiyeceğim yok
Derdi olan elbet gelir sızılar
Lokman deyu geldim beyler gaziler
Herle deyu ağlaşıyor kuzular
Kazana bir avuç koyacağım yok
Ben her zaman huzuruna gelemem
Ne havada gezdiğimi bilemem
Yol üstünde durup kervan alamam
Efendimden baska soyacağım yok
Başımda kalmadı zerrece akıl
Ağnıya komşular oldular dahil
Paşamdan isterim beş kile tahıl
Üç ile dört ile doyacağım yok
Kimini ne güzel sevmiş kayırmış
Kimini ne güzel vermiş doyurmuş
Kimini ne guzel vermiş buyurmuş
İmanım muhkemdir sayacağım yok
Murat kapusunda bir tül-i emel
Yazılmaz mahfuza bozulmaz ezel
Günde nida eder cellad-ı ecel
Kapanmış kulağım duyacağım yok
Biraz ahvalimden yazdım varaka
Verirsen Ruhsati atmaz ırağa
Bir top bez isterim biraz nafaka
Ölürsem mezarda giyeceğim yok
______________________________________
Ne Bağım Var Ne Bostanım
Ne bağım var ne bostanım
Ne malım ya Resulullah
Ne kolum var ne kanadım
Ne dilim ya Resulullah
Ne bir köşkü seyranım var
Ne bir bağı gülşenim var
Ne demim ne devranım var
Ne halim ya Resulullah
Ne bir mülkü timar sevdim
Ne bir şemsü kamer sevdim
Ne senden gayri yar sevdim
Ne bilem ya Resulullah
Ne demler sürdüm gül gibi
Ne gül sevdim bülbül gibi
Boynun eğip sümbül gibi
Melulum ya Resulullah
Ne yare Ruhsat almışam
Ne aşka firkat almışam
Ne pirden şerbet almışam
Ne lalım ya Resulullah
______________________________________________
Ne Dedim Neme Küstün
Ne dedim neme küstün
Mevladan bulasıca
Gel beri barışalım
Viranda kalasıca
N'ola sevdiğim n'ola
Kolun boynuma dola
Emeği gidip sesle
Boş yere yelesice
Bak şunun cümbüşüne
Rastık çekmiş kaşına
Pişman olup işene
Saçını yolasıca
Seni sevdim derinden
Kan kaynar damarından
Güzellik defterinden
İsmini silesice
Nice sevinçten uçan
Niçin ağ göğsün açan
Niçin Ruhsat'tan kaçan
Hey benim olasıca
_________________________
Nefis Nere Dersen
Nefis nere dersen ora varırdım
Ama lakin havfi rahman olmasa
Bir lahza ayrılmaz nefsin yolundan
Eğer bir kişide iman olmasa
Tutuşdu ciğerim yardı derinden
Havfim budur cehennemin narınden
Korkulur şeytanın mekrü şer'inden
Ahır nefsinde Kuran olmasa
Yalnızlık kul başuna gelmesün
Mümin olan bir havaya gelmesün
Düşmanum da dağ başında kalmasun
Kurt kuş yer cenazen yuyan olmasa
Düşünüp burasın eyleyüp teftiş
Hizmet et mürşidin kelamında piş
İki komşu ile biter cümle iş
Nere varır halin duyan olmasa
Şunun bunun inkisarın alırsın
Vaden yeter elbet bir gün ölürsün
Bir amel kıl aralıkta kalırsın
Naşi musallaya koyan olmasa
Dört tekbire niyet edince me'zin
Acep bilir mis!n ruhun pervazın
Müslümana iki şahit ki lazım
Yazık sana iyi diyen olmasa
Süratlıca götürürler mezara
Daha yeni girdin evli pazara
Hizmet eyle gözüm okur yazara
Garip kalın okumuyan olmasa
Ruhsati'yim gayri küfrü boşlayım
Gece gündüz ibadete baslayım
Aha ben de biraz haram işleyim
Sorgu hesap tartı mizan olmasa
___________________________________
Neyleyim Feleğin İhmal İşini
Neyleyim feleğin ihmal işini
İçirir her zaman sem bize bize
Alnımız bir tan günü çavmadı
Daim yoldaş oldu gam bize bize
Kişver gününün de yayı yassıldı
Aşkın kileleri doldu esildi
Kime yar dedimse ağyar kesildi
Her dem refik olur kem bize bize
Yüküm gamdır karalıyım karalı
Yandı ciğer paralıyım paralı
Yar elinden yaralıyım yaralı
Vermedi rakipler em bize bize
Rakipler set çekmiş araya bilmem
Kimden em düzelim yaraya bilmem
Neyleyim ol kaşı karaya bilmem
Nisbetle çekiyor dem bize bize
Bu sefil Ruhsati sana kul oldu
Yana yana ateşine kül oldu
Sevdana düşeli yedi yıl oldu
Dinini seversen dön bize bize
___________________________________________________
Olmayınca (Çok Şükürler Olsun)
Çok şükürler olsun gani mevlaya
Çoğu farketmezdik az olmayınca
Kışı cehenneme misal yaratmış
Cenneti bilmezdik yaz olmayınca
Yüzümü ben hakka eyledim turap
Cümleye yardım et ey gani yarab
Nice bin gölleri eylersin harap
İçinde turnası koy olmayınca
Birgün olur elin ermez dilbere
Genç iken kendine bir derman ara
Kim olursa olsun girer vebale
Ölçekte terazi düz olmayınca
Yarim ile gördüm sefayı demi
Gitmiyor başımdan dünyanın gamı
Ruhsati zamane tutmaz adamı
Elinde kemani saz olmayınca
_______________________________
On Birinde Bir Güzele
On birinde bir güzele hizmetim
Yeni açmış has bahçede gül giibi
On ikide henüz gelmiş baharı
Akar gider bozbulanık sel giibi
On üçünde ebru zülfü top durur
Aklı fikri temelinden kopturur
On dördünde yanağından öptürür
Dili şeker dudakları bal gibi
On beşinde çilesini doldurur
On altıda kendisini bildirir
On yedide maşukunu öldürür
Göz ucuyla bakar gider yel gibi
On sekizde gördüğünü şaşırmaz
On dokuzda döktüğünü devşirmez
Yigirmide aklın derer taşırmaz
Sahip olur her yanına mal gibi
Yirmi beşte döner yüceden gider
Otuzunda dört etrafın denkeder
Otuz beşte yavaş yavaş kan gider
Kırk yaşında geçmez olur pul gibi
Kırk beşinde kızıl düşer gülüne
Ellisinde yokuş gelir yoluna
Elli beşte bak dünyanın haline
Tozar gayrı sermayesiz kül gibi
Altmışında duvarlara yan gelir
Altmış beşte gözlerinden kan gelir
Yetmişinde umut etme can gelir
Tekne taşır teneşirde sal gibi
Yetmiş beşte söyler söyler usanmaz
Sekseninde her ne etse utanmaz
Seksen beşte yatar gayrı uyanmaz
Ne söylersen heber vermez lal gibi
Doksanında hazır eyle bezini
Doksan beşte kimse çekmez nazını
Yüz yaşında teslim eder sözünü
Ey Ruhsati felek yine dul gibi
____________________________
Pazarı Aşk İçre Huri Güzeller
Pazarı aşk içre huri güzeller
Mezada vermişler kapan kapana
Şu iki gözümü bürüdü seller
Durmadan mevç vurur kapan kapana
Yüzünü gösterdi bir iki dilber
Vurgundur gönlümüz görmeğe iver
Biri kaymak satar birisi şeker
Münasip bulmuşlar kapan kapana
Derdimi anlamaz bir cananım var
Sermayei aşkta çok ziyanım var
Sevda çarşısında bir kapanı var
Gönül alup satar kapan kapana
Hamdolsun pirimden aldım himmeti
Dilerim bazuda bulam kuvveti
Uyandım Ruhsatı geydim kispeti
Rakipler söz atar kapan kapana
______________________________________________________
Sabahtan (Yine Bahar Oldu)
Yine bahar oldu gönlüm bulandı
Benim gibi olmuş seller sabahtan
Kıble tarafından bulut toplandı
Bir haber getirdi yeller sabahtan
Ağaçlar hu çeker iniler taşlar
Firkatinden dağlar akıtır yaşlar
Bülbüller ah eder feryada başlar
Burcu burcu kokar güller sabahtan
Severim Sunamı candan can gibi
Gözlerimden akan yaşlar kan gibi
Sevdiğimi gördüm bir ceylan gibi
Düzülmüş gerdana teller sabahtan
Aşkınla nuş ettim bir kadeh şerbet
Bilmedim kadrini etmedim hizmet
Diz be diz oturup eyledik himmet
Dehanından akar ballar sabahtan
Ruhsati dünyada olmaz ki beka
Ne çare vermişiz elinde yaka
Bizim hulusumuz temizdir hakka
Varsın zem eylesin eller sabahtan
________________________________
Sabahtan Uğruma Çıktı
Sabahtan uğruma çıktı
Gider iken suya Fatma
Aklım idrak eylemedi
Bu sendeki huya Fatma
Başında puldan fereyi
Yükledim gamı kirayı
Yakışır kutnu savayı
Gevin usul baya Fatma
Saçına yakışır elmas
Başına yakışır elmas
Al hançeri başımı kes
Korkarım ki kıya Fatma
Sürmeler çekmiş gözüne
Kirpiğin dökmüş yüzüne
Korkarım rakip sözüne
inana da uya Fatma
Kapısında olsam sayi
Destinden nüş etsem meyi
Ruhsat görünmüyor deyi
Acep nerde diye Fatma
_______________________________________________
Safa Geldin Hacı Baba
Teşrifin mübarek olsun
Safa geldin hacı baba
Buyurun sadrı balaya
Safa geldin hacı baba
Donun bulup pakladın mı
Mihman olup dinlendin mi
Medine'de eğlendin mi
Safa geldin hacı baba
Narımdan haberin var mı
Zarımdan haberin var mı
Yarimden haberin var mı
Safa geldin hacı baba
Şükür tanıdın yurdunu
Unutmamışsın ardını
Ruhsat ne bilsün derdini
Safa geldin hacı baba
_______________________
Sana Kim Verdi
Hele bir düşün ki gözümün nuru
Bu kadar parayı sana kim verdi
Bazı fukaraya bulma kusuru
Mesti kundurayı sana kim verdi
Anadan doğunca kürkün var mıydı
Üryan gelmedin de börkün var mıydı
Torba torba mecidiyen var mıydı
Tükenmez parayı sana kim verdi
Kuş tüyü döşekte yattın uzandın
Haftada bir çesit geydin özendin
Aferin aklına sen mi kazandın
Şu tompu tarlayı sana kim verdi
Dinle Ruhsati'yi ne deyem sana
Sana bir öğüttür sanma ki çene
Çalışmayla verse verirdi bana
Bu köşkü sarayı sana kim verdi
___________________________
Sana Öğüt Verip Aklın
Sana öğüt verip aklın
Çalan bulur belasını
Pederine kem söylerse
Bulan bulur belasını
Nefsine sarfedüp varın
Cehennem edüp mezarın
Validenin intizarın
Alan bulur belasın
Senin fırsatın güdenler
Seni kem yola yedenler
Helal kazancın edenler
Her an bulur belasını
Seni kimse kayırmıya
Esrarım duyurmuya
Seni benden ayırmıya
Gelen bulur belasını
Musibet düştü arama
Em koyan yoktur yarama
Benim şu bahtı karama
Gülen bulur belasını
Aklım yetmedi hileye
Girdim bin çeşit çileye
Ruhsati'yi bu belaya
Salan bulur belasını
_________________________________________
Seher Yeli Dost Köyüne
Seher yeli dost köyüne uğrarsan
Selam götür ellerine aman ha
Muhtelif olmasın ahdı peymanım
Dikkat eyle yollarına aman ha
Dilber sana meyledenler sürüne
Can feda eyledim payi serine
Benden gayri meyil verip birine
Saldırmasın bellerine aman ha
Dayanılmaz sohbetine nazına
aşık oldum kaşlarına gözüne
İnanıp ta aduların sözüne
Emdirmesin dillerini aman ha
Birgün muradıma erdiğim zaman
Ayrılık ateşi nasıl da yaman
Sinesin sineme sardığım zaman
Kınalasın ellerini aman ha
Bazı bazı Ruhsatî'yi yoklasın
Tuzak kursun yollarımı beklesin
Cümle emanetim iyi saklasın
Dağıtmasın mallarımı aman ha
____________________________
Seni Bir Ruhtan Yarattı
Seni bir ruhtan yarattı
La ilahe illallah de
Sen hak idin nevvaretti
La ilahe illallah de
Gözünü etti Azrail
Yüzünü etti İsrafil
Kulağın etti Mikail
La ilahe illallah de
Veçhine veçhln benzetti
Kur'anda böyle methetti
Ehli iman bin şükretti
La ilahe illallah de
Hele fikret bu ne devlet
Nasıl olmıyasın ümmet
Niçün terkedersin sünnet
La ilahe illallah de
Gerek yabanda yazıda
Melekler senden haz ede
Ağır gele terazide
La ilahe illallah de
Bundan ala sünnet olmaz
Bundan ala dikkat olmaz
Bundan ala devlet olmaz
La ilahe illallah de
Ruhsati çal serin taşa
Akıt gözden yaşı yaşa
Geçirme ömrünü boşa
La ilahe illallah de
___________________________
Teselli Eyledim Deli Gönlüme
Teselli eyledim deli gönlüme
Taktı boynumuza aşkın tuhdunu
Rakibin elinden dolgundur çilem
Zerrece imanı dini yok dini
Muhabbet yolunda kuralım çarşı
Ne yaman yüzlerin satıyor turşu
Bir safa sürelim düşmana karşı
Geçirmeden güzelliğin vaktini
Biz de Mecnun olduk saçı Leylaya
Halden bilen yok ki derdim söyleyem
İntikamım saldım kadir Mevlaya
Tarümar eylesin tacu tahtını
Yana yana kara bağrım taş oldu
Kan karıştı iki gözüm yaş oldu
Geze geze bir soysuza duş oldu
Gördünüz mü Ruhsati'nin bahtını
______________________________________________________
Teşbihi Sallama Boşa
Teşbihi sallama boşa
Utan Allah de Allah de
Odebdir sallamak haşa
Aman Allah de Allah de
Keşf olur yetmiş bin perde
Kulunu bırakmaz darda
Uyuma vakti seherde
Uyan Allah de Allah de
Yakın olun huzuruna
Hemi gılmanü huruna
Sarıl ismi gafuruna
Dayan Allah de Allah de
Allah diyen mahrum olmaz
Kör şeytan yanına gelmez
Vallahi bir ziyan olmaz
İnan Allah de Allah de
Dayan ol bin bir adına
Özür bağla küşadına
Ruhsati aşkın oduna
Gel yan Allah de Allah de
_______________________________________________
Şu Benim İşime Key Vuranları
Şu benim işime key vuranları
Yarabbi cihanda derbeder eyle
Bir nazar mushası yazdım sevdiğim
Takup ak gerdana bir güzar eyle
Her nereden baksam nazarıma gel
Gam dükkanı açtım pazarıma gel
Ölürsem ziyaret mezarıma gel
Başıma bir çiçek yadigar eyle
Gice gündüz düştüm aşkın virdine
Dayanamam şu yosmanın derdine
Ey saba gidersen dostun yurduna
Yarin hasta deyu bir haber eyle
Bülbüller acizdir tutu dilinden
Arzum alamadım gonce gülünden
Seversen Ruhsati azma yolundan
Engelden sen seni gel hazer eyle
_________________________________
Vah Vah (Sevdiğimden Bir Kem)
Sevdiğimden bir kem haber işittim
Vay benim başıma yine mi vah vah
İlahi rakibin gözü kör olsun
Acep kim öğretti sunamı vah vah
Güzellere benim gibi tacir yok
Ne yaman mihnette kaldım fecir yok
Bana benim gibi candan acır yok
Yıktım harap ettim hanemi vah vah
Gahi hasta oldum gahi yaralı
Gahi ak giyindim gahi karalı
Bir ahu gözlüye meyil vereli
Yıktım kül eyledim sinemi vah vah
Bilmem ne günahım kabahatimde
Bir amel bulunmaz tabiatımda
On iki yaşımda sebavetimde
Yitirdim pederi anamı vah vah
Ruhsati rakipler bu sene zalim
Sana senden oldu bu kadar zulüm
İsmini demeye varmıyor dilim
Vermedi düşmanlar dönemi vah vah
___________________________________________________________________
Vaiz Vasfeyleme Huri
Vaiz vasfeyleme huri
Gönül cennet istemez ha
Bütün bütün senin olsun
Aşık ziynet istemez ha
Ne derde dermanı lazım
Ne saltanat şanı lazım
Ne huri gılmanı lazım
Hiç eziyet istemez ha
Leyla deyu olmuş Mecnun
Her belaya olmuş memnun
Yanar ağlar mahzun mahzun
Daha firkat istemez ha
Oldu gönül harap yeter
Yandı canım serap yeter
Dostun dedi şarap yeter
Şeker şerbet istemez ha
Aşkın kazanında piştim
Kaynayı kaynayı taştım
Ben yarimden ayrı düştüm
Garip gurbet istemez ha
Çektiğin bu ceza nedir
Bana etmek eza nedir
Ruhsat derdin rıza nedir
Gayrı mesnet istemez ha
_________________________
Var Oğul Mertoğlu
Var oğul mertoğlu mert ile konuş
Şeker olsa yeme muhannet ile
Asıl zade olan azmaz yolundan
Can verir uğruna sadakat ile
Zübdeder sözünü yerine göre
Harman olur koç yiğit serine göre
Düşünür hasmını tavrına göre
Boğup ta öldürmez nedamet ile
İptida dayıdan soy olmalıdır
Anadan babadan huy olmalıdır
Ne alçak ne yüksek boy olmalıdır
Gezmeli dillerde diyanet ile
Ruhsat'ım doğruyu eğmeli değil
Gücün yettiğine çöğmeli değil
Asıl yiğit kendin öğmeli değil
Her dem el methetsin şerafet ile
________________________________
Yayladan Gelirken Yolun Sağında
Yayladan gelirken yolun sağında
Hoş geldin misafir in dedi bana
Çıkardı memesin verdi ağzıma
Yorgunsun sevdiğim em dedi bana
Gürleyen gök müdür esen yel midir
Arap atı tavlasında bellidir
Deste kakül al yanakta gamlıdır
İpek kakül değil tel dedi bana
Biçare Ruhsat hiç haram yemez
Birinin sırrını birine demez
Boynumuza farzdır beş vakit namaz
Ak göğsün üstünde kıl dedi bana
________________________________________________________________
Hele Bir Düşün Ki
Hele bir düşün ki gözümün nuru
Bu kadar parayı sana kim verdi
Bazı fukaraya bulma kusuru
Mesti kundurayı sana kim verdi
Anadan doğunca kürkün var mıydı
Üryan gelmedin mi börkün var mıydı
Torba torba mecidiye var mıydı
Tükenmez parayı sana kim verdi
Kuş tüyü döşekte yattın uzandın
Haftada bir çeşit geydin özendin
Aferin aklına sen mi kazandın
Şu tompu tarlayı sana kim verdi
Dinle Ruhsati'yi ne diyom sana
İyi bir öğüttür sanma ki çene
Çalışmayla verse verirdi bana
Bu köşkü sarayı sana kim verdi
_______________________________
Yıl Olunceyedek Gafil Gezilmez
Yıl olunceyedek gafil gezilmez
Bari devlet mataın pazara harca
Bu ömür bir daha geri düzülmez
Malın varsa okur yazara harca
Dünyayı boş yere boyla mı dedi
Dört kat bina kurup yayla mı dedi
Seni halkeyleyen böyle mi dedi
Camiye köprüye punara harca
Post bağlayup gezen bütün deli mi
Eğer yalan isem kesin dilimi
Bir defa fikrine getir ölümü
İnadet tokluya davara harca
Bu dünyayı sevüp temel ettiler
Ölüm yoktur deye amel ettiler
Hey Ruhsati Ahir ne haml ettiler
Götürmezsin yükü semere harca
Açlığı seversen sana üç oruç
Yarım lira borcum vardır ver Allah
Namerd kapısına eyleme muhtaç
Kerem eyle şu işimi gör Allah
Bir vakit kulunu koymazsın darda
Bir anda keşfolur yetmiş bin perde
Sen varken ahvalim demem bir ferde
Yok değil ya hazinende var Allah
Sana layık rahmetine garg etmek
Bizlere de lazım oldu fark etmek
Görünmezden sebebini halk etmek
Yok şerikin haşa sensin bir Allah
Sürekci zalimdir bilmez amanı
Fark ettim liradır dini imanı
Anladım soyacak sako tumanı
Dardan kurtaracak bir Allah
Sırrı hikmetini kıldım temaşa
Birliğini inkar etmeyiz haşa
Kafir de yalvarsa boş salman boşa
Ruhsat da bir kemter derbeder Allah
Aklın başına yar ise
Öl şehirde kal şehirde
Darıl bana zarar ise
Öl şehirde kal şehirde
Dağ başında nemiz olur
Azığımız camız olur
Ölün dirin domuz olur
Öl şehirde kal şehirde
Günah ağacını salla
Malın Hak yoluna yolla
Biraz müslümanlık belle
Öl şehirde kal şehirde
Bahçelerde olur söğüt
Var kendi gıdanı üğüt
Ruhsati den sana öğüt
Öl şehirde kal şehirde
Aklında (Bire Gönül Vazgel)
Bire gönül vazgel bu hülyalardan
Kani ahret iman kimin aklında
Eller kurt olmuşlar koyun ararlar
Hani hadis Kuran kim'in aklında
Arşa çıkar zulumatın yalını
Bağladılar doğruların dilini
Kapadılar şeriatın yolunu
Hani hadis Kur'an kimin aklında
Birbiri üstüne inmekte zulüm
Attıkça aksine düşüyor falım
Kimsenin aklına düşmüyor ölüm
Kani sırat mizan kimin aklında
Bir meniden halkolunma temelin
Kibirlenme elde var mı amelin
Gayretin gör belki yakın zevalin
Beratını yazan kimin aklında
Daha neler gelir bu garip başa
Sırrı hikmetine karışmam haşa
Ruhsati sen beni çalma gel taşa
O terazi mizan kimin aklında
Aman Allah böyle kalem çalınmaz
Lokman hekim gelse çare bulunmaz
Evlatsız dünyada murat alınmaz
Böylesi duştan ah uyanılır mı
Daha susuz yerde söğüt mü biter
Ateşim yanmadan tütünüm tüter
Gül yüzlü kuzular toprakta yatar
Kanlı yaş dökmekten usanılır mı
Biri dokuzunda dişin doldurdu
Biri altısında gülün soldurdu
Biri üç yaşında kendin bildirdi
Bu çağda fidanlar budanılır mı
Meleyi meleyi gitti kuzular
Her gittikçe ciğerciğim sızılar
Durmana gelmesin böyle yazılar
Söz ile dört evlat kazanılır mı
İkizlerim erişmeden yaşına
Azrail geldi düştü peşine
Üçü birden musallanın taşına
Bir günde konunca dayanılır mı
Aşıkı didar
Allah Allah de
Dağıtsın keder
Allah Allah de
Olasın makbul
Sıdkile kul ol
Şakı bülbül ol
Allah Allah de
Pahıllık etme
Kem yola gitme
Her kiz unutma
Allah Allah de
Eyleme teftiş
Aşkından yan piş
Kapusuna düş
Allah Allah de
Artır virdini
Terket yurdunu
Söyle derdini
Allah Allah de
Dağ ile taşta
Kuruda yaşta
Çağır her işte
Allah Allah de
Olma utanık
Olasın tanık
Uyu uyanık
Allah Allah de
Zikret Ruhsati
Artır firkati
Bulun cenneti
Allah Allah de
Ayrıldım kabeden ağlamayım mı
Bir daha döner mi yollarım yare
Yas çeküp karalar bağlamayım mı
Ayan olur mu hallerim yare
Rüyada zemzemle yudum yüzümü
Hacerülesvete diktim gözümü
Mevlam kabul etti her niyazımı
Kaldırdım ellerim ağladım yare
Arzulayup geldin can feda olsun
Altun oluk sana elveda olsun
Hayaline bile kan feda olsun
Durmasın çağlasın sellerim yare
Medine'ye geldik erdik murada
Kalmadı elimden gitti irade
Nice velileri bulduk orada
Gine bülbül oldu dillerim yare
Nasıl ayrılmalı elaman Hüda
Şamdanlara bu gün dikildi çırağ
Yüz bin hüccac ile ittik elveda
Ruhsat'ım yadolsun mallarım yare
Ayrılık badesin tatlı mı sandın
Ne tez tebdil olmuş çimenin dağlar
Bu güzellik geçer sana da kalmaz
Daha neye bağlı gümanın dağlar
Nice güzellerden alırsın bac'ı
Al yeşil renklerden giyersin tacı
Yardan ayrılması zehirden acı
Bu yüzden gitmiyor dumanın dağlar
Gece gündüz yalvarmıştım Süphana
Birden vuslat bulamadım sunama
Daha şimden geri beni kınama
Semaya erişmiş figanın dağlar
Ruhsat gibi karaları bağlarsın
Aşkın ateşiyle yürek dağlarsın
Benim ahvalime sen de ağlarsın
Var ise zerrece imanın dağlar
Bakmaz mısın garip bülbül
Feryat ider sahralarda
Ötüşünden bilen bilir
Neler söyler sahralarda
İndirüp secdeye başı
Çalsın bağrına taşı
Aşıklar akıdır yaşı
Ah iderler sahralarda
Ahretine yakup fener
Nefsini öldürmek hüner
Çarhı felek gibi döner
Aylar günler sahralarda
Ne yatarsın behey beşer!
Şimdi güneş yere düşer!
Allah Allah deyu coşar
Çağlayanlar sahralarda
Var kendi aybım gör ki
Yüzünü yerlere sür ki
Ruhsati uyanık dur ki
Nuş eylerler sahralarda
Bir vakte erdi ki bizim günümüz
Yiğit belli değil mert belli değil
Herkes yarasına derman arıyor
Deva belli değil dert belli değil
Fark eyledik âhir vaktin yettiğin
Merhamet çekilip göğe gittiğin
Gücü yeten soyar gücü yettiğin
Papak belli değil Kürt belli değil
Adalet kalmadı hep zulüm doldu
Geçti su baharın gülleri soldu
Dünyanın gidişi acayip oldu
Koyun belli değil kurt belli değil
Başım ayık değil kederden yastan
Ah ettikçe duman çıkıyor baştan
Harâba yüz tuttu bezm-i gül-istan
Yayla belli değil yurt belli değil
Çark bozulmuş dünya ıslah olmuyor
Ehl-i fukaranın yüzü gülmüyor
Aşık Ruhsat dediğini bilmiyor
Yazı belli değil hat belli değil
Benden selam eyle hubun hubuna
Hele sabreylesin dursun yazaca
Mart dokuzu çıksın seller sökülsün
Herbir eksiğini görsün yazaca
Sahil kuşu gelsin yaylaya gitsin
Dağlar don değişsin beyazın atsın
Güller domurlansın bülbüller ötsün
Zülfün malı yüzüne döksün yazaca
Dermek nasip ola idi gülüni
Sakınsın rakipten ebru telini
İnce meyanına Acem şalını
Benim niyetime sarsın yazaca
Diyarı gurbette olduk mücavir
Sadık aşıklara bulunmaz nazir
Hele dağlar başı alsın müsafir
Ruhsati de eksik görsün yazaca
Beni yarattın kul deyu
Olamıyom aman Allah
Ara emrini bul deyu
Bulamıyom aman Allah
Ne yeşilim ne ağım var
Ne bostanım ne bağım var
Ne elim ne ayağım var
Gelemiyom aman Allah
Dünya için hep telaşım
Yetmişe ulaştı yaşım
Kusurum çok gözün yaşım
Silemiyom aman Allah
Eyliyorum rızana arz
Ara yerde çoktur gammaz
Emretmişsin beş vakit farz
Kılamıyom aman Allah
Geçirme elden fırsatı
Verme dünya saltanatı
Biçare aşık Ruhsat'ı
Dilemiyom aman Allah
Böyle ise bunun sonu
Ne surette olalım şad
Ne yüzü geret ne beni
Ne şöhrette olalım şad
Güler yüze düşman olur
Sevenler hep pişman olur
Aha elbet akşam olur
Ne lezzetle olalım şad
Bu şi'ri ben kabul etmem
Eski bildiğim unutmam
Bin nasihat versen tutmam
Ne devlette olalım şad
Gidenler geri gelmiyor
Nefsimiz öğüt almıyor
Bu sırrı kimse bilmiyor
Ne izzetle olalım şad
Devlet istersen zikreyle
Varacak yerin fikreyle
Eski haline şükreyle
Ki cennette olalım şad
Ne sabrın var ne şükrün var
Ne zikrin var ne fikrin var
Hemen bin türlü mikrin var
De gafletten olalım şad
Bütün alem cennet ister
Resulullah cennet ister
Bize bir doğru yol göster
Ne Ruhsat'la olalım şad
Çok şükürler olsun gani Mevlaya
Çoğu farketmezdik az olmayınca
Kışı cehenneme misal yaratmış
Cenneti bilmezdik yaz olmayınca
Yüzümü Hakka eyledim türap
Cümleye yardımcı ol gani Yarap
Nice bin gölleri eylersin harap
İçinde turnası koy olmayınca
Birgün olur elin ermez dilbere
Genç iken kendine bir derman ara
Kim olursa olsun girer vebala
Ölçekle terazi düz olmayınca
Yar ile gördüm safayı demi
Gitmiyor başımdan dünyanın gamı
Ruhsatı zamane tutmaz adamı
Elinde kemani saz olmayınca
İnşallah eylemez imana muhtaç
Eğer bir kişide irfan oldukça
Beş vaktına devam edüp kış ve yaz
Dilinde zikr ile Kur'an oldukça
Bihamdillah geçinirim az ile
Düşerim babına bin niyaz ile
Yanaşmam cehenneme söz ile
Muhammed Mustafa sultan oldukça
Ümidim muhkemdir beş ile dörde
Ne havfim dünyada ne de mezarda
Mizanda sıratta korkulu yerde
Ebubekir Ömer Osman oldukça
Sofunun hayını huyunu bilmem
Gafur ismi elde ummana dalmam
İnşallah mahşerde susuz da kalmam
Aliyülmurtaza aslan oldukça
Allah Muhammedi mahzun göndermez
Ümmetinin hatırını sındırmaz
Cehennemde hicap edüp yandırmaz
İmam Hüseyin'le Hasan oldukça
Ruhsatı yetmez mi bu kadar ahın
Rahmetinden fazla mıdır günahın
Aşıkıyım Hakkın Resulullahın
Kaçan ceset ile bu can oldukça

AŞIK MİNHACİ VE AĞGELİN İN ÖYKÜSÜ
SEVGİLİ HEMŞERİLERİM... SİZE YILLARCA KÖŞEDE KENARDA KALMIŞ AŞIK MİNHACİ VE AĞGELİN ÖYKÜSÜNÜ ANLATACAĞIM. BU ANLATIMIM 3 BÖLÜM HALİNDE OLACAKTIR.OKUMANIZI TAVSİYE EDERİM.
ÖNSÖZ.....
BU ARAŞTIRMAMDA KAYNAK KİŞİLERİN İSİMLERİNİ VERMEK İSTİYORUM.
1- ELİF ZORTAŞ(KADI ELİF) YANİ BABAANNEM (1974 ÖLÜ)104 YAŞINDA VEFAT ETTİ)
2- AŞIK TALİBİ KILIÇ (SAĞ)
3- AŞIK BEKİR(YENİ KARAHİSARLI) (SAĞ)
4- ÜSÜK EMMİ(AĞGELİNİN OĞLU) (SAĞ)
AŞIK MİNHACİ KÖYÜMÜZDE YAŞAMIŞ HAK AŞIĞI AŞIK RUHSATİ BABANIN OĞLUDUR. AŞIK MİNHACİ NİN BİR ADIDA MOLLA ALİ DİR. RUHSATİ BABANIN MİHRİM DİYE BAHSETTİĞİ ELBİSTANLI AVŞAR KIZI MERYEMDEN DOĞMUŞTUR. DOĞUM TARİHİ VE ÖLÜM TARİHİ NET OLMAMAKLA BİRLİKTE BABAANNEMİN ANLATIMINA GÖRE AŞIK RUHSATİDEN 8-9 YIL ÖNCE VEFAT ETMİŞTİR. BU TARİH DEĞERLİ DOSTUM DOÇ.DR.DOĞAN KAYA NIN AŞIK MİNHACİ ADLI KİTABINDA DA BAHSETTİĞİ GİBİ 1901 DE ÖLDÜĞÜNÜ YAKLAŞIK OLARAK AYNI TARİHLERİ BELİRTİYOR.DOĞUM TARİHİ İSE 1862 DİR. YANİ 39 YAŞLARINDA VEFAT ETTİĞİNİ GÖSTERMEKTEDİR. BU ARAŞTIRMALARIMI YILLARCA ARŞİVİMDE TUTTUM BİR KİTAP HALİNE GETİRMEYİ DÜŞÜNMÜŞTÜM AMA DEĞERLİ KARDEŞLERİM KASIM GÜNDOĞDU VE UĞUR TÜRKAY KARDEŞLERİMİN BÖYLE BİR SİTE KURMALARI BENİ ÇOK MEMNUN ETTİ. BENDE ONLARA SÖZ VEREREK ARŞİVİMDEKİ BİLGİLERİ DERLEMELERİ VE ARAŞTIRMALARI BU SİTEDE YAYINLAYACAĞIMA SÖZ VERDİM. ŞİMDİ BU SÖZÜMÜ YERİNE GETİRMEK İÇİN YAZILARIMA DEVAM EDECEĞİM. DİĞER BÖLÜMLERDE AŞIK MİNHACİ VE AĞGELİN İN ACIKLI HİKAYESİNİ OKUYABİLİRSİNİZ. SEVGİLERİMLE... İLYAS ZORTAŞ
AŞIK MİNHACİ VE AĞGELİN ÖYKÜSÜNÜN DEVAMI-2
AŞIK MİNHACİ BABASI OLAN AŞIK RUHSATİ BABADAN DERSLER ALARAK AŞIKLIĞA VE ESKİ KARAHİSAR KÖYÜNDEN MÜDERRİS EFENDİDEN İLİM DERSLERİ ALARAK MOLLALIĞA ÇOK GENÇ YAŞTA ADIM ATMIŞTIR. AŞIKLIK GELENEĞİ OLARAK MAHLASINA AŞIK MİNHACİ İLİM GEREĞİ OLARAK TA İSMİNE MOLLA ALİ DENİLMİŞTİR. MİNHACİ 30 YAŞLARINA GELDİĞİNDE ANASINA: ...ANA ARTIK BENİM EVLENME ZAMANIM GELDİ BENİ EVLENDİRİN. ANASIDA OĞLUM KİMİ ALALIM BÖYLE BİR İSTEDİĞİN KIZ VARMI DEMİŞ. AŞIK MİNHACİ EVET İSTEDİĞİM BİRİ VAR; TEKRAR SORAR ANASI KİMDİR OĞLUM O KIZ KİMİN NESİDİR. AŞIK MİNHACİ: KARABALİNİN KIZI HATİCEDİR ANA DEMİŞ. ANASI OĞLUM O KIZI BİZE VERİRLERMİ KÖYÜN BÜTÜN GENÇLERİ O KIZIN PEŞİNDE.BİZİM GİBİ FAKİR GARİBAN İNSANA O KIZI VERİLERMİ HİÇ DER. MİNHACİ ANA EĞER O KIZ OLMAZSA HİÇ EVLENMEYİ DÜŞÜNMÜYORUM DER. ANASI KARA KARA DÜŞÜNMEYE BAŞLAR. DELİKTAŞ AĞALARININ KAPISINDA HİZMETÇİLİK VE AZAPLIK YAPAN AŞIK RHSATİ BABA AKŞAM EVE GELDİĞİNDE: ..NE O MİHRİ KARA KARA DÜŞÜNÜYORUN DER. ...SORMA BEY MOLLA ALİ KARABALİNİN KIZI HATİCE Yİ İSTER. RUHSATİ:...MİHRİ O KIZI HİÇ BİZE VERİRLERMİ DER. MİHRİ: ...BEY SEN BUNU AĞLARA BİR SÖYLE ANCAK ONLAR BU KIZI ALIRLARSA ALIRLAR.PEKİ BEN Bİ SÖYLEYİM DER RUHSATİ. VE SABAHLEYİN DELİKTAŞ AĞASINA RUHSATİ BU KONUYU AÇAR:..AĞAM DER BİZİM OĞLAN MOLLA ALİ KARABALİNİN KIZI HATİCEYİ İSTER. AĞADA:..İSTERSE BİZDE HABER GÖNDERİR DÜNÜR GİDERİZ. ÜZÜLME İNŞALLAH BU İŞ OLUR DER.VE AĞA HABER GÖNDERİR DÜNÜR GİDİLİR.VE HEMEN NİŞAN YAPILIR.KÖYDE BU OLAY DUYULDUĞUNDA KÖY GENÇLERİ ARASINDA BÜYÜK SANSASON OLUŞUR. "BAK KÖYÜN EN GÜZEL KIZINI BİR ÇULSUZA VERDİLER,BİZLER ALAMADIK,BU ONUN YANINA KALMASIN BİZ HATİCEYİ ONA YAR ETMEYİZ" DERLER. AMA ELBETTEKİ DELİKTAŞ AĞASININ HİMMETİYLE OLDUĞU İÇİNDE HERKES ÇEKİNİR. RUHSATİ BABA BUNA ANCAK ŞÖYLE ZARAR VERİRLER DER:...BİR CİNDARA BÜYÜ YAPTIRIRLARSA OĞLUMU BAĞLARLAR DER. BEN KENDİM BAĞLAYIM VE DÜĞÜN GÜNÜDE KENDİM ÇÖZEYİM DER.VE BU BAĞLAMA OLAYINI KENDİSİ GERÇEKLEŞTİRİR. BİR RİVAYETE GÖRE KİLİT OKUYUP KİLİTLER BİR RİVAYETE GÖREDE BIÇAK OKUYUP KAPATIR. TAKDİR BÖYLE YA RUHSATİ BABA DÜĞÜN GÜNÜ BU BÜYÜYÜ TEKRAR ÇÖZEMEZ. VE DÜĞÜN DERNEK YAPILIR GELİN EVE GELİR AMA BİRTÜRLÜ GELİN-GÜVEY OLAMAZLAR.BU OLAY TAMI TAMINA 7 YIL SÜRER.BUNA ÇOK ÜZÜLEN AŞIK MİNHACİ ÜZÜNTÜSÜNDEN İNCE HASTALIK DENİLEN (VEREM) HASTALIĞINA YAKALANIR.YATAKLARA DÜŞER VE BU SÜRELER İÇERİSİNDE BİR ÇOK ŞİİRLER YAZAR.(AŞIK MİNHACİ NİN ŞİİRLERİ NE YAZIKKİ TAMAMEN DERLENEMEMİŞTİR).
EN ÖNEMLİ OLAN AĞGELİN ŞİİRİ VE TÜRKÜSÜ TAM METİN OLMASADA DERLENMİŞTİR.BU ARADA HATİCENİN İSMİNE DE TENİNİN RENGİNİN BEYAZ OLMASI NEDENİYLE VE ÇOK GÜZEL OLMASI NEDENİYLE "AĞGELİN" DENMİŞ.
BİRGÜN AŞIK MİNHACİ AĞGELİNLE OTURURKEN:..AĞGELİN BENİM KAHRIMI 7 SENE ÇEKTİN ARTIK SENİNDE ÇOLUK ÇOCUK ANASI OLMAN GEREKİR BUNU BİLİYORUM AMA SENDEN BİR DİLEĞİM VAR"BENİ ÖLMEDEN TERKETME.BENİM ZATEN ÇOK AZ ZAMANIM KALDI,BEN ÖLDÜKTEN SONRA İSTEDİĞİN KİŞİYLE EVLENEBİLİRSİN DER.AĞGELİNDE:"TAMAM" DİYEREK SÖZ VERİR.
AŞIK MİNHACİ VE AĞGELİN ÖYKÜSÜNÜN DEVAMI-3
YİNE BİRGÜN AĞGELİN KÖY ORTASINDA BULUNAN PAŞA PINARINA BULAŞIK YIKAMAYA GİDER. PINARDA KÖY KADINLARIDA VARDIR. KADINLAR AĞGELİNİ GÖRÜNCE ARALARINDA FISILDAYARAK DEDİKODU YAPMAYA BAŞLARLAR.KENDİ EMSALİ OLAN ( AYNI YIL DÜĞÜNLERİ YAPILAN) BİR KADIN DERKİ:...AĞGELİN AYNI YIL DÜĞÜNLERİMİZ YAPILDI,BİZ PINARA ÇOCUK BEZİ YIKAMAYA GELİYORUZ SEN İSE HALA BULAŞIK YIKIYOSUN.SENİNDE ÇOLUK ÇOCUK SAHİBİ OLMA HAKKIN YOKMU DER.BU SÖZLER AĞGELİNİN ÇOK AĞIRINA GİDER. EVE ASIK BİR SURATLA DÖNER.MİNHACİ SORAR:...NOLDU AĞGELİN? BİRİSİ KALBİNİMİ KIRDI SENİMİ İNCİTTİ DER.AĞGELİN İSE:...BEN DAHA FAZLA DURMAYACAĞIM BABAMIN EVİNE GİDİYORUM DER.MİNHACİ:..HANİ AĞGELİN SÖZÜMÜZ VARDI BEN ÖLMEDEN SEN BU EVDEN GİTMEYECEKTİN ŞİMDİ SANA NE OLDU DER.AĞGELİNDE:...PINARDAKİ OLAYI ANLATIR.ÇOK AĞRIMA GİDİYOR ARTIK DAHA FAZLA DAYANAMAYACAĞIM DER.VE MİNHACİYİ TERKEDER.AĞGELİN GİDERKEN MİNHACİ DUYGULANIR VE ORDA BİR ŞİİR YAZAR
NE'ME ŞAD OLAYIM NE'ME GÜLEYİM
DERDİMİN DERMANI İŞTE GİDİYOR
TARAMIŞ ZÜLFÜNÜ DÖKMÜŞ YÜZÜNE
PERİŞAN TELLERİ BAŞTA GİDİYOR
HİÇMİ RAHMEYLEMEZ KAVLİ SAĞINA
TURNAM KATARINI ÇEKTİ ENGİNE
KAVLİ KARAR ETTİ KALAN ON GÜNE
AHDİNDE DURMADI BEŞTE GİDİYOR
MİNHACİM SEFİLDİR GAYETTEN BÖNDÜR
SEVDİĞİM YÖNÜNÜ BU YANE DÖNDÜR
NE GECEM GECEDİR NE GÜNÜM GÜNDÜR
ÖMRÜ KÜTAH ETTİM YAŞTA GİDİYOR
..DER AĞGELİNİN ACISI MİNHACİNİN YÜREĞİNE KOR GİBİ İŞLER.AĞGELİNİN AYRILIP GİTTİĞİ HERYERDE DUYURULUR.BUNU DUYAN HÜYÜKLÜYURT KÖYÜNÜN ZENGİNLERİNDEN DİLO KAHYA NIN OĞLU BATAL OSMAN BABASINA:..BABA BANA AĞGELİNİ İSTEMEYE GİT DER.DİLO KAHYA DA:..OĞLUM O BİR DUL KADINDIR BEN SANA KIZ ALAYIM DER. AMA BATAL OSMAN:..BABA AĞGELİN DUL DEĞİL KIZDIR BUNU HERKES BİLİYOR DER.DİLO KAHYA:..OĞLUM OLSUN YİNEDE ONUN ADI DULDUR DER. AMA BATAL OSMANA KAR ETMEZ.İLLADA AĞGELİN DER.DİLO KAHYADA DÜNÜR GELİR AĞGELİNİ BATAL OSMANA İSTER VE ALIR.YİNE AĞGELİNE DÜĞÜN DERNEK YAPILIR.AĞGELİN HÜYÜKLÜYURT KÖYÜNE GELİN GİDER.MİNHACİ BUNU DUYAR YATAĞINDA YİNE BİR ŞİİR YAZAR.
NAZİK FİDAN İKEN BELİN BÜKÜLSÜN
VÜCUDUN KURUSUN CANIN ÇEKİLSİN
OTUZİKİ DİŞİN BİRDEN DÖKÜLSÜN
GENÇ YAŞINDA İHTİYARA DÜŞESİN
GELİNLER İÇİNDE DOMUZ OLASIN
ŞER OLUP DERDİNE DENİZ OALSIN
KIYAMATE KADAR UYUZ OLASIN
ARDI GELMEZ CERAHATA DÜŞESİN
DÖKESİN KAN YAŞI EDİP AHUZAR
YASTIK YOLDAŞINLA OLMA İHTİYAR
ELLERİN KOYNUNDA GEZİP DERBEDER
DERDİN ÜÇÜ GEÇE DÖRDE DÜŞESİN
...DER MİNHACİ.ÜZÜNTÜSÜNDEN DAHADA ÇOK HASTALIĞI İLERLER. VE "BENİM İÇİN YAŞAMANIN BİR ANLAMI KALMADI" DER VE ALLAHTAN EN YAKIN ZAMANDA CANINI ALMASINI İSTER AMA NEFES SAYISI BİTMEDENDE ÖLÜM GELMEZ.MİNHACİNİN ARTIK GECESİ GÜNDÜZÜ ZİNDAN OLUR.AĞGELİNİN HASRETİYLE SABIR KÖŞESİNDE ÖLÜM ZAMANINI BEKLER.AŞIK RUHSATİ OĞLUNUN BU HALİNE ÇOK ÜZÜLÜR AMA TAKDİR BÖYLEDİR.ELİNDEN ÜZÜLMEKTEN BAŞKA BİŞEY GELMEZ.
AŞIK MİNHACİ VE AĞGELİN ÖYKÜSÜ -4
AŞIK RUHSATİ OĞLUNUN BU HALİNİN BİRAZ RAHATLAMASI VE SON GÜNLERİNİN DAHA İYİ GEÇMESİ AMACIYLA MİNHACİ YE DERKİ:..OĞLUM SENİ İSTERSEN BİRAZ GEZDİREYİM DAĞLARA TAŞLARA GİDELİM DER.MİNHACİ:..BABA BENİM DAĞDA TAŞTA NE İŞİM OLUR ARADIĞIMI ORALARDA BULAMAM DER.AŞIK RUHSATİ:..OĞLUM OZAMAN SENİ HÜYÜKLÜYURDA GÖTÜREYİM DER. MİNHACİNİN YÜZÜ GÜLER:..BABA DÜNYA GÖZÜYLE AĞGELİNİ BİRDAHA GÖRÜYÜM DERDİME DERMAN OLMAZ AMA HİÇ OLMAZSA BELKİ BİRAZ MORALİM DÜZELİR DER.RUHSATİ BABA DELİKTAŞ AĞALARINDAN BİR EŞEK ALIR MİNHACİYİ EŞEĞİ BİNDİREREK HÜYÜKLÜYURT KÖYÜNÜN YOLUNU TUTARLAR. YOLDA GİDERKEN RUHSATİ DERKİ:..OĞLUM HADİ BİRAZ GÜL BAK İŞTE AĞGELİNİ GÖRMEYE GİDİYORSUN BİRKAÇ DA ŞİİR SÖYLE DER.MİNHACİ ŞÖYLE DER:
NE'ME ŞAD OLAYIM NE'ME GÜLEYİM
GÖNÜL GAMLI İKEN GÜLÜNMEZMİŞ
ARŞA DİREK DİREK OLDU TÜTÜNÜM
BU DUMAN MAHŞERE DEK SİLİNMEZMİŞ
DER VE YOLLARINA DEVAM EDERLER.HÜYÜKLÜYURDA VARDIKLARINDA DİLO KAHYANIN EVİNE MİSAFİR OLURLAR.DİLO KAHYA KÜLTÜRLÜ GÖRGÜLÜ BİR İNSANDIR.RUHSATİ VE MİNHACİNİN EVİNE MİSAFİR OLMA NEDENLERİNİ HEMEN ANLAR.HAL HATIR SORDUKTAN SONRA:...ALLAHIN TAKDİRİ BÖYLEYMİŞ BENDE BÖYLE OLMASINI İSTEMEZDİM AMA YAPACAK BİŞEYİMİZ YOKTUR DER.BEN GİDİYİMDE AĞGELİNE SÖYLEYİM SİZE BİR AYRAN YAPSIN GETİRSİN DER.VE DİLO KAHYA ODADAN ÇIKAR AĞGELİN ELİNDE TAST İLE AYRAN ALIR GELİR.İLK ÖNCE RUHSATİYE HOŞGELDİN DER AYRAN İKRAM EDER VE DAHA SONRA MİNHACİYE HOŞGELDİN DEMEDEN YÜZÜNÜ TERS TARAFA DÖNDÜRÜP AYRANINI İKRAM EDER VE ODADAN ÇIKAR.BU MİNHACİNİN ÇOK AĞIRINA GİDER:..BABA DER, ARTIK BURDA KALMAMIZIN BİR ANLAMI KALMADI HAYDİ GİDELİM DER.VE YİNE MİNHACİYİ RUHSATİ BABA EŞEĞE BİNDİREREK DELİKTAŞIN YOLUNU TUTARLAR.KULMAÇ MEVKİİNE GELİNCEYE KADAR MİNHACİ İÇİNİ DOLDURUR.KULMAÇ A GELDİKLERİNDE:..BABA DER BENİ EŞEKTEN İNDİR SON OLARAK BİRDAHA HÜYÜKLÜYURDA BAKIYIM DER.RUHSATİDE MİNHACİYİ YERE İNDİRİR BİR TAŞIN ÜZERİNE OTURUR MİNHACİ.ORDA DUYGULARINI DİLE GETİRİR.İŞTE O MEŞHUR AĞGELİN TÜRKÜSÜNÜ (YANİ BEDDUASINI) DİLE GETİRİR.
BENİM AHIM AĞGELİNE KALMAYA
YANA YANA BU DERT İLE ÖLMEYE
GURBET ELDEN ŞU KOCASI GELMEYE
DAHA DERDİM AZ DİYESİN AĞGELİN
KAPININ ÖNÜNDE KANGALLAR BİTSİN
BACANIN ÜSTÜNDE BAYKUŞLAR ÖTSÜN
ALTI AY YEDİ YIL ISITMA TUTSUN (ISITMA:ESKİ Bİ HASTALIK)
DAHA DERDİM AZ DİYESİN AĞGELİN
YAZ GELENDE ISITMALAR TUTASIN
KIŞ OLANDA TERLEMEYE YATASIN
ACI ACI KIRK YIL AĞRI ÇEKESİN
DAHA DERDİM AZ DİYESİN AĞGELİN
ELA GÖZLERİNE ÇÖKSÜN BETİRE (BETİRE:BİR GÖZ HASTALIĞI)
SEN SİLDİKÇE MEVLAM DERDİN ARTIRA
KIRAN GELE YAVRULARIN GÖTÜRE
DAHA DERDİM AZ DİYESİN AĞGELİN
GİTTİĞİN YEREN BORAN OLSUN KIŞ OLSUN
BASTIĞIN YER DEMİR OLSUN TAŞ OLSUN
KOYNUN DOLU KUCACIĞIN BOŞ OLSUN
DAHA DERDİM AZ DİYESİN AĞGELİN
ISITMADAN TETİK OLSUN ELLERİN
DÖĞÜNMEKTEN ÇOLAK OLSUN KOLLARIN
LAL OLSUN SÖYLEMESİN DİLLERİN
DAHA DERDİM AZ DİYESİN AĞGELİN
TEZ GÜNDE AZRAİL YANINA GELE
GİŞİN KAZANCIN ELİNDEN ALA
ÖLESİN YAVRULARIN ARDINDA KALA
DAHA DERDİM AZ DİYESİN AĞGELİN
MİNHACİM DE DERKİ YAŞIN YAŞIMA
BİR DAHA DEĞERMİ BAŞIN BAŞIMA
MEVLAM ÖLÜM VERE GELİN GİŞİNE
DAHA DERDİM AZ DİYESİN AĞGELİN
NOT:AĞGELİNİN OĞLU OLAN ÜSÜK EMMİ ŞUAN 90 YAŞININ ÜZERİNDE YAŞIYOR. BEN ONA SORDUĞUMDA BU BEDDUALAR TUTTUMU DEDİĞİMDE YANITI "EVET" OLDU.ANNEMİN GÖZÜ HEP HASTALIKLA GEÇTİ KAPIMIZIN ÖNÜNDE HER SENE DİPTEN KEMSEMİZE RAĞMEN BİRTÜRLÜ KANGAL BİTKİSİNİ KURUTAMAZDIK.VE DAMIMIZDAN HİÇ BAYKUŞ KUŞU EKSİK OLMAZDI DEDİ.
CENABI ALLAH SEVDİĞİ KULLARININ İÇTEN DİLEDİKLERİNİ MUTLAKA KABUL EDER.AMA BİRŞEY VARKİ SADECE YARATMAKLA ALMAK CENABI ALLAHA MAHSUSTUR.YANİ MİNHACİNİN BEDDUASINDAKİ BİRÇOK ŞEYLER YERİNE GELMİŞ BİRTEK" KOYNUN DOLU KUCACIĞIN BOŞ OLA" SÖZÜ YERİNE GELMEMİŞTİR ODA YARATMAK VA ALMAK ALLAHIN İŞİDİR BUNA HEPİMİZİN İNANCI VARDIR.
SEVGİLİ HEMŞERİLERİM AŞIK MİNHACİ ELBETTEKİ DAHA ÇOK DOLU DOLU HİKAYESİ ÖYKÜSÜ VE ŞİİRLERİ OLAN ÜNLÜ BİR HALK AŞIĞIDIR.BEN SİZE BUNU SADECE ÖZET OLARAK ANLATMAYA ÇALIŞTIM İNŞALLAH BİR BAŞKA BÖLÜMDE VE ZAMANDA DAHA UZUN VE DAHA GENİŞ ANLATMA İMKANIM OLUR.BEN 1985 TE AŞIKRUHSATİ BABAYİ TANİTMAYA KARAR VERDİĞİMDE TEK BAŞIMAYDIM.AMA YİNEDE O İŞİ BAŞARDIĞIMA İNANIYORUM.ŞİMDİ İSE İNŞALLAH AŞIK MİNHACİYİ TANITMAYA KARARLIM ARTIK YANIMDA SIZLER GIBI DEGERLI GENC KARDEŞLERİM VAR YALNIZ OLMADI GIMA İNANIYOR HEPINIZE SEVGİLER SUNUYORUM HOŞCA KALIN İLYAS ZORTAŞ 2008

Sayfanın altında bulunan "ruhsati_1103_71830.pdf" linkine tıklayarak seçme şiirleri topluca indirebilirsiniz.Şiirlerin tamamı ve Aşık Ruhsati'nin yeni basılan şiiir kitabı için Sivas Aşık Ruhsati Anma ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Sayın Metin Yıldırım Beyi arayabilirsiniz. Tel:05438645079