Düğünlerimizde Baş Öğme ve Duvak Türküleri

Gelin türkülerinin bir başka çeşidi de baş öğme türküleridir. Bunlar, kına türkülerinden farklı ortamlarda dile getirilirler. Çeşitli yörelerde gelin öğme, kız öğme, duvak türküleri olarak da bilinen bu türküler, gelin evden ayrılmadan birkaç saat önce, giydirilirken ve süslenirken birkaç kadın tarafından söylenen türkülerdir. Yapı ve muhteva olarak kına gecesi türküleri / ağıtları ile benzerlik gösterirler. Genellikle bentler halindedirler.

Gelin evden ayrılacağı zaman iki kadın tarafından başı bağlanır. Kadınlardan birisi gelini giydirir, başını bağlar, diğeri de alını-yeşilini verir. Bu sırada içeri kimse alınmaz. Gelini giyindirip süsleyen kadınlar bir yandan da ağlaya ağlaya baş öğme türküsünü söylerler. Nihayet baş bağlanır. Kadınlar geline sarılıp tekrar ağlarlar. Bu arada gelinin başını bozmamaya dikkat ederler.


BAŞÖĞME TÜRKÜSÜ

Duvak alın köşk a(ğa)cına ulaştı
Kavim kardeş kuzu gibi meleşti
Bu ayrılık hep kızlara bulaştı

Ben gidem ben gidem evin şen olsun (Bağlantı)
Yaranım yoldaşım ağzım tatl’olsun

Babam kıratını çaya bağlasın
Kırat kişnedikçe anam ağlasın
Anamın kızı var beni neylesin

Hayvah hayvah ben anamdan ayrıldım (Bağlantı)
Eşim kızlar ben sizlerden yad oldum

Sel önünden devşirirler odunu
Yiyen bilir leblebinin tadını
Bilemedik gelin kızın adını

Gelinciler salınarak geldiler
Dolu gibi avlumuza doldular
Anamın elinden beni aldılar

Anamı anamı benim anamı
Sancı tutsun nikâh kıyan imemı
Çarşamba gecesi yaktım kınamı

Anam kirmenini alsın eline
Babam dağarcığın sarsın beline
Çıksın baksın gurbet elin yoluna

Tecer Dağı derler bir dağ ışılar
Geyik kuzusunu almış moşular
Ben’anamdan ayırdılar komşular

Atlar vurdular yaldızlı gemler
Anamın gününde sürdüğüm demler
Sabah olur götürürler zalimler

Atlar eğerlendi bineğin ister
Kuşlar havalandı döneğin ister
Anası babası konağın ister

Dolu geldi dereleri coşurdu
Kâdir Mevlâ’m tebdilimi şaşırdı
Kara yazı gurbet ele düşürdü

Görünüyor bizim elin taşları
Yaslı yaslı ötüşüyor kuşları
Anamın babamın ihmal işleri

Görünmüyor bizim elin söğüdü
Ben gelirken ekipleri yog idi
Kirildi mi bizim elin yiğidi

Kapları yuyamam elim yağ olur
Irafa koyamam elim yorulur
Dışarı çıkamam kaynım darılır

Tuz küleklerini tuzsuz koyan kız
Anayı babayı issiz koyan kız
Evini barkını sessiz koyan kız

Gurbete gidenin bağrı taş gerek
Altı arap atlı beş kardaş gerek
Her zaman her daim gönlü hoş gerek

Gelin Alma Türküleri

Düğün günü gelin kızın evden ayrılması ani, gerek kız gerekse orada bulunanlar için oldukça acili bir andır. Bu sırada hayaller, hatıralar, beklentiler, ayrılık ve ümit gibi duyguları hep birbirine karışır. Bir yandan zurnanın yanık yanık çalan gelin alma havası, bir yandan da söylenen türküler herkesi hüzünlü bir havaya sokar.

Gelin alma türkülerinde, her ne kadar lirizm hakim ise de öğüt niteliğinde mesajlar da bulunur.

DÜNÜRCÜLER GELDİ

Dünürcüler geldi sıra sıra dizildi
Altın tas içinde kınam ezildi
Alnımıza böyle yazı yazıldı

İşte ben giderim şen olsun eviz

Ben gittikten sonra gen olsun eviz

Çegile taş atma batar da gider
Uzağa kız verme (anam) iter de gider
Anayı babayı (anam) atar da gider

(Gelin …)

Elimi attım asma terekler
Belim yasladığım asma direkler
Ahırda iniler çifte medekler

(bu mısraları söyler,ağlar ve gider)

(gen : geniş, çegil : tahil yigini, terek : raf, medek : manda, manda yavrusu)

Araştıran:UĞUR TÜRKAY