Köyümüzde kullanılan ata sözü ve deyimler

ATASÖZLERİMİZ

Göz gördüğünü ister.

Fare çıktığı deliği bilir.

Kalp kalbe karşıdır.

Pilavdan dönenin kaşığı kırılsın.

Kargayla gezen b. ka konar.

Lokma çiğnenmeden yutulmaz.

Mal adama hem dost hem düşmandır.

Yarım hekim candan eder, yarım hoca dinden eder.

Yuvayı yapan dişi kuştur.

Zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz ovada şaşırır.

Koy avucuma koyayım avucuna. .

Yuvarlanan taş yosun tutmaz.

Evladı ben doğurdum,ama gönlünü ben doğurmadım.

Hocanın vurduğu yerde gül biter.

Kavun karpuz yata yata büyür.

Balının tatlısı kadının saçlısı güzel olur.

Eşeği süren kabahatine katlanır.

Katranı kaynatsan olur mu şeker

Cinsi batasıca cinsine çeker.

Bir ağaçtan oklukta çıkar, boklukta çıkar.

Her yerde elin olsun sohbette dilin olsun

Koyunu güden kurdu görür.

Suyu döğsen de gene sudur.

Dirgene dayanmayan porsuk harmana gelmez.

Yavşak büyür bit olur

Enik büyür it olur.

Dağ delisiz yol çalısız olmaz.

Deveyi uçurumdan atan bir tutam ottur.

Bir deli kuyuya taş atmış, bin akıllı çıkaramamış.

Doğacak oğlak pisliğinden bellidir.

Yazın yatanı kışın bünelek tutar.

Yatan arslandan gezen tilki iyidir.

Para buçuktan dana bicikten (buzağıdan) büyür.

Yiğitte burun, atta karın olmalı

Farazaynan borç ödenmez

Sermayeden katmayınca

Evmeyenin (acele etmekle) yol alınmaz.

Er geceden kalkmayınca

Başa gelmedik iş, ayağa değmedik taş olmaz.

Hayvan hayvandır atından olsa nalı,

İnsan insandır kendirden olsa evler.

Ya herk et ya da terk et

Kağnı devrildikten sonra yol gösteren çok olur.

Zenginin kağnısı dağlardan aşar

Fakirin kağnısı düz yolda şaşar.

Kılavuzsuz kuş uçmaz.

Kazın geldiği yerden tavuk esirgenmez.

Kaz büyük yumurtladı diye tavuk canından olmuş

Dolma akılından yaşanmaz.

Deve binilip yara sinilmez.

Önü olmayanın sonu olmaz.

El kesesinden bahşiş verilmez.

Sel önüne harman dökülmez.

Fırıldak bayramda satılır.

DEYİMLER

Akıl elden fikir emanet: Onun bunun aklıyla yaşayan

Dizlerime kara sular indi: Yorulmak

Toprak benim başıma: Ne yapsam ne etsem

Ocağım battı: Mahvolmak

Gözlerimin feri tükendi: Gözlerin yorulması

Beni cin atına bindirme: Kızmak, sinirlenmek

Beynim patladı: Gürültüden başın ağrıması

Eşek sudan gelinceye kadar döverim: Zamanı belli olmayan dayak

Çubuk gibi boyu var: İnce ve uzun boylu

Maşallah tosun gibi: Sağlıklı

Et kütüğüne dönmüş: Aşırı şişmanlık

Aslan gibi adam: Güçlü ve kuvvetli

Ortada sipsivri kaldın: Çaresiz ve yalnız kalma

Adama yan camız gibi bakma: Başkasına kötülük düşünme

Kazık gibi dikilip durma: Lüzumsuz yere ayakta durma

Dilini yut: Sesini kes, konuşma

Camız gibi höğrüp durma: Hoşa gitmeyen, lüzumsuz bağırma

İflahım kesildi: Takatsiz kalma

Mum gibi yandım, çıta gibi söndüm: Bitmek, tükenmek

Kağnı dayağı gibi sürünüyorum: Sıkıntıyla, dertle uğraşıp durma.

İki heybe bir yastık.

Aldık duvara astık: Bir işi çabucak bitirme,

Kaş yapayım derken göz çıkarma: Bir işi karma karışık etme

İşkembeden konuşma: Patavatsız, yalan, lüzumsuz konuşma

Eşeği sattım çü demeden kurtuldum: Bir işi yoluna koyma

İçerim alaf (ateş) gibi yanıyor: Üzüntü, yangın

Altın adımı pul ettin: Birini kötüleyici eylemde bulunma

El deliye ben akıllıya hasretim: İşlerin tersine gitmesi.

İki sitil bir mitil: Bomboş, tam takır

Ardıç kadı, çam müftü: İkisi de birbirini mizacına uygun kişi

Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş: Birbirine uygun.

Dikeni çıkardım: Sıkıntıdan ya da önemli bir işten kurtulma.

Sırtın kaşınıyor: Dayağı hak etme

Kırk dereden su getiriyor: Bir şey için türlü bahaneler bulma.

Sırra kadem bastı: Ortalardan kaybolmak.

Baba minderi ateştir. Her evlat onda oturamaz.

Sarı samanın altından su yürütür: Gizli kapaklı iş yapma.

Yenen yer ayrı, yanan yer ayrı (Kayapınar köyü)

Uzun laf Kur’an’a yakışır.
Araştıran:UĞUR TÜRKAY