

Aslınızı Unuttunuz mu?

Unuttunuz mu gardaşlar bizim elleri
Burnumda tüm tüm köyüm kokuyor
Dağlarda,tarlalarda güzel günleri
Paşa pınarı sessiz,garip akıyor
Gurbet mi şaşırttı biz mi değiştik
Selamı kestik,modernliğe alıştık
Oysa köyde yarım ekmek bölüştük
Bu gurbetlik bizi bizden çalıyor
Kışlarımız ne güzelde geçerdi
Akşam herkes tel telini çekerdi
Çocuklar babalara gıpta ile bakardı
Şimdi burun büküp çalım atıyor
Küçük bir iftarlığa oruç tutardık
Camiye erken gidip yerler kapardık
Sahura kalkmak için erken yatardık
Beyim şehirli olmuş,akşamaca yatıyor
Mutlu oldunuz mu zengin olunca
Burnu inmez aşağı araba da alınca
Aslını hakir görür köye gelince
Bilmez ki cürmüne cürüm katıyor
UĞUR TÜRKAY

MEÇHULİ
Çar, 02/06/2008 - 01:24
MEHMEDİM
Vatana, bayrağa kem göz bakınca
Yüreğin sinene sığmaz Mehmedim.
Allah'ın adıyla yola çıkınca
Dünyalar önünde durmaz Mehmedim.
Analar uğurlar toyla, düğünle
Tarihler yazılır çelik süngünle
Göğsümüz kabarır senin övgünle
Aman dileyene vurmaz Mehmedim.
Elbisen kefendir nakışı kandan
Şehadet aşkı ile geçersin candan
Peygamber kılıcı çıkınca kından
Öcünü almadan ölmez Mehmedim.
Dedende Mehmet'ti sende Mehmet'sin
Ekmeğe ihaneti Allah kahretsin
Aponun itleri defolsun gitsin
Çakal kurt izini bilmez Mehmedim.
Karakış demezsin gözün düşmanda
Destanlar yazarsın her vuruşmanda
Büyük mahkemede, hal duruşmanda
Rabbimiz sorguyu sormaz Mehmedim.
Tekbir ile çıkar namlundan kurşun
Tarihler yazmıştır, namertler bilsin
Parçası bütünü şöyle bir dursun
Bir çakıl tanesi vermez Mehmedim.
(MEÇHULİ-053659)
MEÇHULİ
Pzt, 02/04/2008 - 20:22
YARELER BENİ
Gündüz hayalimde gece düşümde
Mahbubun hasreti yareler beni.
Ölüm adım adım hergün peşimde
Ahiret korkusu yareler beni.
Hayat seni çile çile dokudum
Yokluk oldun dize dize okudum
Kalleş oldun demet demet soludum
Dostların darbesi yareler beni.
Pazar kurdu çok ucuza sattılar
Tatlı aşa acı zehir kattılar
Parçalayıp lokma lokma yuttular
İnsanın kalleşi yareler beni.
Mezar kazıp diri diri gömenin
Candan değil yalancıktan sevenin
Çelme takıp düştüğümü görenin
Alaylı gülüşü yareler beni.
Bana feda olup derdim alanın
Varlığımla bu dünyada duranın
Yoluma can verip kurban olanın
Yalandan ölüşü yareler beni.
Baykuşa terkedip evin barkını
Arkaya bakmadan dönüp sırtını
Nadanın yüzünden dostun yurdunu
Terkedip gidişi yareler beni.
Erliği terkeden kalleş hasmımın
Üç kuruşa takla atan hısmımın
Menfaat hırsıyla nice mısmılın
Leşleşip kokuşu yareler beni.
İlmi ile amel etmez alimin
Mazlumlara zulüm eden zalimin
Meçhuliler gibi nice gafilin
Amelsiz gidişi yareler beni.
(MEÇHULİ-053659)
MEÇHULİ
Paz, 02/03/2008 - 22:59
GÜL GİBİ KOKUN GELİYOR
Ruhuma can veren seher yelinden
Efendim gül gibi kokun geliyor.
Lafza-i celal'in güzel dilinden
Efendim gül gibi kokun geliyor.
Hira'nın hicranlı bakışlarından
Gönül ateşimin yakışlarından
Bülbülün aşk ile ötüşlerinden
Efendim gül gibi kokun geliyor.
Gözyaşı döktüğüm gecelerimden
Sana aşk dokuyan hecelerimden
Hasretin dağ olan yücelerinden
Efendim gül gibi kokun geliyor.
Yetimin, öksüzün gözbebeğinden
Senin için çarpan dost yüreğinden
Seccademin süsü din direğinden
Efendim gül gibi okun geliyor.
Karani'ye verdiğin güzel hırkandan
Sultan Ahmet, Fatih, Eyüp Sultan'dan
Seni görüp gelen beyaz ihramdan
Efendim gül gibi kokun geliyor.
"Meçhulün"girdiği aşk bahçesinden
İlahi denilen dil bestesinden
Sevginle kavrulan "yar" hastasından
Efendim gül gibi kokun geliyor.
(MEÇHULİ-053659)
MEÇHULİ
Cum, 02/01/2008 - 00:47
HASRET TÜRKÜSÜ
Mevsimler değişti geldi zemheri,
Bahardan geriye hüzündür kalan.
Kerem et sevdiğim nolur dön geri,
Gözümün nurunda yüzündür kalan.
Kalemim kaşından bade doldura,
İçimden geçenler sığmaz satıra,
Gönül defterimde tek bir hatıra,
Sözündür sevdiğim, sözündür kalan.
Leblerin goncaydı, boyun laleden,
Gerdanın sümbüldü, soyun haleden,
Kokun misk-i amber, huyun zareden,
Güllerden hediye,nazındır kalan.
Aşk-ı firakından tutmaz dizlerim,
Seni her baharda arar gözlerim,
Her çiçek dalında yanar özlerim,
Yürek peteğimde, balındır kalan.
Dolaştığın yerler taş taş öpüldü,
Sevdan büyüdükçe dünya küçüldü,
Vuslat ümidiyle il il göçüldü,
Geçtiğin yollarda, tozundur kalan.
Meçhuliyim, türkü türkü söyledim,
Damla idim deryaları boyladım,
Çok seherler bülbül oldum ağladım,
Çırpınan kalbimde, sazındır kalan.
(MEÇHULİ-053659)
MEÇHULİ
Çar, 01/30/2008 - 19:05
BELLİ(çok sevdiğim ibrahim abimin dostane çağrısına dostane cevap)
Alem-i mahluka bakıp göresin
Bülbülde bellidir, kargada belli.
Hepimiz topraktanız böyle bilesin
Çorakta bellidir, balçıkta belli.
Günah defterimi kapattım çoktan
Kul bilmesede saklanmaz haktan
Görürsün önündeki ampülü yaksan
Siyahta bellidir, beyazda belli.
Kalemi ne güzel yaratmış Rabbim
Cahille, softayla olacak harbim
Cümle mü'minlere fedadır kalbim
Riyada bellidir, sevdada belli.
Cahiliye adetini sakın tanıma
Şeytanı lain-i sokma yanına
İbret alıp bir bak, sağın soluna
Günahta bellidir, sevapta belli.
İnsan beşer olur, bazen şaşırır
Danışanlar çok zorları başarır
Alem-i cihanda niye yaşanır
Bilende bellidir, bilmeyen belli.
Hamım ama ene yoktur özümde
Yalan yanlış riya yoktur sözümde
Çok şükür ki kara yoktur yüzümde
Güzelde bellidir, çirkinde belli.
Çok zamandır bu alemde gezerim
Arif meclisinde kaldı nazarım
Ara sıra acizane yazarım
Sazımda bellidir, sözümde belli.
Meçhuliyim, Molla Kasım değilim
Aklım azdır, belki biraz deliyim
Gizliye saklıya yoktur meyilim
Yolumda bellidir, yurdumda belli.
(MEÇHULİ 053659)
(Molla Kasım Yunus Emre'den yaklaşık üçyüz yıl sonra gelen birisidir.Yunus'un şiirlerini elde eder ve Sakarya Irmağı'nın kenarında oturarak Yunus' şiirlerini okumaya başlar ve her okuduğunu beğenmeyerek ırmağa atar. Artık son şiire gelmiştir. Ondan öncekileri Sakarya'nın suları alıp götürmüştür.O son şiirde Şöyle bir dize vardır;Çıkar bir Molla Kasım
Çeker sigaya Yunusu
Bu mısraları okuyan Molla pişman olmuştur ama iş işten geçmiştir çoktan.)
Değerli Admin Meçhuliyi on dakikada bulabileceğini söylüyorsun. Bulabilirsin ama buna gerek yok bence.Bırakalım Meçhuli gönlünden kalemine dökülenleri paylaşsın bütün dostlarıyla.İbrahim (İbili)abi sende bildiğini söylüyorsun Meçhuliyi.Merak etme sözlerim henüz kemale ermedi. Sözlerim piştiği vakit beraber açıklarız.Affınıza sığınıyorum ve hepinize esenlikler diliyorum.
MEÇHULİ
Salı, 01/29/2008 - 18:36
MEZAR TAŞLARI
Faniden sonsuza açılan kapı,
Bir ömrün hikayesi mezar taşları.
Eksiksiz olarak tutar hesabı,
Bir ömrün faturası mezar taşları.
Binüçyüzotuzbeş doğum tarihi,
Bindörtyüzonüç ölüm tarihi,
Dünya savaşının gerçek tarihi,
Bir ömrün kundurası mezar taşları.
Ruhuna fatiha cümle mü'minin,
Salih evlat varsa bitmez amelin,
El edip çağırır, haydin tez gelin,
Bir ömrün tarihçesi mezar taşları.
Girip bakmak lazım ne var altında?
Huzur sükun var mı ehil halkında?
Zorluk var mı acep tövbe talkında?
Bir ömrün bilmecesi mezar taşları.
Kimisi genç gitmiş kimisi yaşlı,
Geride kalanlar gözleri yaşlı,
Her an ayaktadır ağırdan başlı,
Bir ömrün bilmecesi mezar taşları.
Meçhuliyim, huv el baki desinler,
Okusunlar fatihalar, yasinler,
Kulak verip ahvalimi sorsunlar,
Bir ömrün habercisi mezar taşları.
(MEÇHULİ 053659)
MEÇHULİ
Salı, 01/29/2008 - 20:36
GELDİM (DOSTÇA CEVAP)
Özüm hakka doğru ise benlik bulunmaz
Galu Bela'dan ismimi aldımda geldim.
Sözüm arif sözü ise sual sorulmaz
Ana rahminden cismimi buldumda geldim.
Muhammed ümmetiyim, soyum ademden
Damarımdaki Türk Kanı şehit dedemden
Feyz alırım Mevlana'dan, Yunus Emremden
İzinin tozuna yüzümü sürdümde geldim.
Meçhul değil, Meçhüli'dir benim mahlasım
Selam olsun benden sana cümle gardaşım
Deliktaş Köyü'ndenim, Ruhsat sırdaşım
Tığın çec olduğu mevsim doğdumda geldim.
(MEÇHULİ 053659)
MEÇHULİ
Pzt, 01/28/2008 - 20:40
MASAL
Acıktığında, dev uykusundan uyanan şuurum,
Kral sofralarına sunduğum gençliğimi, geri ver!
Cemreler düşüreyim donmuş ruhlara........
Zemheride bahar demlesin mazideki semaver,
Soğuğa inat, tipiye inat......
Beddualar haykıralım bütün karanlıklara,
Yıldız, ay, mehtap gözlerimde hapsolsun,
Şeytanları dolduralım yağdanlıklara.......
Yansın, yansın bitsinler!
........................................................................
Aç ey alaca karanlık aç!...
Güneşler toplayalım, mavera aleminde.
Düşüncelerim ellerime düşsün,
Can bulsun ölü kelimeler, sevdamın kaleminde,
Ölmemecesine.........
Dimdik dursun hayallerim,
Ufukta tülensin bütün hülyalarım,
Gerçek olsun, hasretlerine uyandığım rüyalarım.
...........................................................................
Bir yolculuk başlasın, matemlerden uzak,
Peri kızının sihirli değneğinin ucundan.
Çıkalım kaf dağının zirvesine,
Düşürelim bütün çirkinlikleri uçurumdan.
Sonra geri dönüşü mümkün omayan yola bakıp,
Göktaşlarıyla taşlayalım,
Ateşlerde bırakalım onları; yansın, bitsinler,
Yokluklarda sürünüp, döne döne ölsünler,
Kahpe dünyanın insan kılıklı şeytanları.
Hapsedelim onları, büyük şeytanın yanındaki dipsiz zindana.
İşte bu benim için nirvana!.....
...............................................................................................
Çoraklaşmış beynime doğru süzülen bulut,
Boşalt suyunu, tevhitten aldığın bereketle.
İçimi yakıp kemiren, kuraklığı kurut!
Hücrelerimdeki her tohum gülistan olsun,
Laleler ipe çeksin bütün çirkinlikleri,
Menekşeler bataklıkları yiyip bitirsin,
Papatyalar hapsetsin siyahı beyazlığına...
Yasemenler yutsun deve dikenlerini,
Sonra gel beraber derelim, bu bahçenin güllerini.....
( MEÇHULİ 053659)
MEÇHULİ
Paz, 01/27/2008 - 20:11
HABERİ YOK GAFİLİN
Yaprağı dökülmüş, benzi sararmış
Kışı gelmiş haberi yok gafilin.
Yüzü kırış kırış, ruhu kararmış
Kışı gelmiş haberi yok gafilin.
Beyhude yaşamış ömrü boyunca
Rabbini unutmuş karnı doyunca
Ne yapacak acep dili durunca
Kışı gelmiş haberi yok gafilin.
Mala mülke sevdalanıp tapıyor
Kibirlenip üçü beşten atıyor
Mevsimleri hep bahardan sayıyor
Kışı gelmiş haberi yok gafilin.
İki büklüm olmuş, dişi dökülmüş
Azraili gelmiş, kefen biçilmiş
Dağına kar yağmış, kanı çekilmiş
Kışı gelmiş haberi yok gafilin.
Dilinde zehir var, sözünde küfür
Nadan meclisinde, kazanmış zafer
Mahşer meydanında Rabbine ne der!
Kışı gelmiş haberi yok gafilin.
Meçhuliyim çok söylemem, anlamaz
Ariflere kulak verip, dinlemez
Musalladan gidenlere ağlamaz
Kışı gelmiş haberi yok gafilin.
(MEÇHULİ 053659)
MEÇHULİ
Cts, 01/26/2008 - 20:06
BAŞIN ALMIŞ GİDİYOR
Ahir zamandayız, kıyamet yakın
Aşüftelik başın almış gidiyor.
Çarşıya, pazara çıkında bakın
Hayasızlık başın almış gidiyor.
Yalan, riya desiseyle bir olur
Faizler hep mideleri doldurur
Mizah deyip cümle halkı güldürür
Soytarılık başın almış gidiyor.
Köylerimiz haset ile çürüdü
Şehirleri sosyeteler bürüdü
Bayrak açıp Çankaya'dan yürüdü
Riyakarlık başın almış gidiyor.
Zina yapıp buna flört diyorlar
Çağdaşlıkla her haltları yiyorlar
Şahlık taslar soysuzlaşan piyonlar
Düzenbazlık başın almış gidiyor.
Geçim zordur Anadolu perişan
Tarla, tapan, tırmık, tırpan perişan
İzzet, namus, şeref, ahlak perişan
Hilebazlık başın almış gidiyor.
Meçhuliyim, Allah yolu yolumuz
Hak teala hayır etsin sonumuz
Al bayrağa kurban olsun canımız
Sevdasızlık başın almış gidiyor.
(Meçhuli hep yazacak)
MEÇHULİ
Paz, 01/27/2008 - 00:56
DÜŞÜMDEN AYRI DÜŞTÜM
Düşümden ayrı düştüm!...
Seviyordum düşümü,
Hatta onu sevmeyi seviyordum,
Çoklukta tekliği yaşadığım, sessizlik aleminde.
..........................................................................
Çok gördüler bu sevgiyi bana, aahh! çok gördüler,
Yüze gülen ahir zaman insanları.
Sarmışlardı her yanımı, almak için canımı,
Bir kaşık suda tufanlar çıkardılar,
İdam sehpaları kurdular, yargısız infazdaki kafalarıyla........
Bin astılar, bir ölmedim...
Kördüğüm akşamın, kimsesiz karanlığında.
Düşümden ayrı düştüm,........ düşümden ayrı düştüm.
............................................................................................
Keremin Aslısı'nı getirdiler, düşüme karşılık;
Olmaz dedim, mahkeme duvarı suratlarına.
Leyla'yı sundular, bir aşk kadehinde
En büyük hayırı haykırdım,
Ben düşümü isterim dedim, nefessizce;
Güldüler.............. güldüler!..........
Kalleş gülücüklerinde beni bir kez daha astılar,
Gecenin soluk benizli darağacında.
...............................................................................
Ölmedim, öldüremediler!
Keşke ölseydim, sessiz ve nefessizce,........... yarınlarıma,
Dokunabilseydim keşke, firakıyla yandığım vuslat güneşime.
Sonra,........evet sonra da,
Kili, tarağı toplayıp gidebilseydim keşke,
Yaşayanlara inat.
Bıraksaydım, bırakabilseydim kirli dünyalarını,
Çalsaydım, çalabilseydim kirli dünyalarını,
Ayaktan beyinli, robot başlarına.
Ama olmadı, yapamadım;
Bin ölçtüm, bir biçtim
Düşümden ayrı düştüm,............. düşümden ayrı düştüm.
.............................................................................................
Artık gece bitiyordu, bitmeliydi artık,
Yarınların nurlu şafaklarına yelken açma zamanı gelmeliydi artık,
Düşmeliydim düşümün peşine
Düştüm işte!
Biletimi kestirdim, sonsuzluk alemine.
Ve
Sabahın ilk ufkuyla düştüm düşümün peşine,
Bir yolculuk başladı,
Onaltı yaşımın beldesine................
(Meçhuli hep yazacak 05-3-6-5--9
Cum, 01/25/2008 - 21:28
BEYZADEM
Görmemiş ikramı, cimri malından
Uzak dura, sakınasın beyzadem
Kibir ile birlik olan çalımdan
Uzak dura, korunasın beyzadem.
Cahilin sohbeti zevk vermez sana
Dalmalısın ariflerle ummana
Üf demekten anan ile babana
Uzak dura, kaçınasın beyzadem.
Birlik olup, cahilliği yenmeli
Tebessümle gahi gahi gülmeli
Aklın alır bir gözleri sürmeli
Uzak dura, sakınasın beyzadem.
Haset olup, insanlığın kaybetme
Gafil olup, ahiretin mahvetme
Dünyaya aldanıp, sakın meyletme
Uzak dura, kaçınasın beyzadem.
İlim, irfan ile meşgul olasın
Nardan kaçıp, nur yolunu bulasın
Şeytan ile avanesin oynasın
Uzak dura, korunasın beyzadem.
Meçhuliyim, meçhul değil yolumuz
Türkistan'a dayanmıştır, soyumuz
Ayrılık türküsü söyler solumuz
Uzak dura, sakınasın beyzadem.
(Meçhuli, hep yazacak)
MEÇHULİ
Per, 01/24/2008 - 21:19 | Website
KÖYÜM DELİKTAŞ
Çıktım seyreyledim çiban tepeden,
Ne güzelde duruyorsun köyüm Deliktaş!
Direktaşı, uzunyayla, felfan ebeden,
Ne güzelde süzülürsün köyüm Deliktaş!
İçmeyen bilmez Paşa Pınar suyunu,
Meşhur olur yaylasının koyunu,
Başlayınca gençlerinin düğünü,
Ne güzelde şenlenirsin gülüm Deliktaş!
Kar, boran hep sinende buluşur,
Çiğdem çiçek, dağlarına yakışır,
Al yeşili birbirine karışır,
Ne güzelde güllenirsin gülüm Deliktaş!
Harmanlarda madımaklar toplanır,
Bayramlarda salıncaklar kurulur,
Kış gelince tel helvası çekilir,
Ne güzelde koklanırsın gülüm Deliktaş!
Yücesindir, yükseklerden bakarsın,
Ruhsati'yi sen sinende saklarsın,
Bayramlarda gurbetleri toplarsın,
Ne güzelde özlenirsin balım Deliktaş!
Meçhuliyim ayranını özledim,
Gurbet elde haberlerin gözledim,
Rüyalarım hep seninle süsledim,
Ne güzelde tüllenirsin köyüm Deliktaş!
(Meçhuli hep yazacak)