

Osman Alan'a Annesinin Ağıtı

10 yıl önce Hekimhan’da kamyon kazasında vefat edip geride bir ana, 2
yaşında bir çocukve hamile bir eş bırakan Osman Alan’a annesinin ağıtı
Deliktaş’ta kış gün olur
Mor çiçekler eşkın olur
Guzusundan ayrılan ana
Ölmez amma düşkün olur
Ala beşik allanıyor
El vurdukça sallanıyor
Edanur ve Dilanur’da (kızları)
Baba diye dilleniyor
Dağlar taşlar duman olacah
Hekimandan gelir ganlı salacah
Bir gardaşı yokki salam ilaca
Beklerim yavrumu birgün gelecek

Yine '' kadim gelenek '' bozulmadı! Hünerini yine gösterdi fani dünya: Bu faniliği terk etme eylemi sürüyor ve fani olan kimseyi bağrında barındırmıyor. Büyük şairin dediği gibi: '' Bu fanide kimse kalmaz !'' Ve nihayetinde de kalan yok. Herkes gitmekte, buraları terk- i diyar etmekte ısrarlı. Fanilikte kim durabilir ki? Bakilik varken kim tenezzül eder tebdil olana! ''Bir olana'' seyr- ü sefer etmek dururuken kesrette kalmanın ne anlamı var? İmdi, asıl eksiklik biz kesrette kalanlar da. Yüreğimiz yanıyor ve ölümün soğuk yüzü hepimizi sonsuz hüzünlere gark ediyor. Ölümden cüz taşıyan ne varsa biz fanilere hücüm ediyor ve hüzünlü, kederli olmamız hep mütememmüm olmayışımızdan kaynaklanıyor. Biz fanileri aslında ölüm bütünlüyor ama insanoğlu çok na- tam olduğumuzdan bunu anlayamıyor, anlamlandıramıyor. Ölürken büyük bir filozof '' hayırlısı budur belkide '' der. Sutan- uş Şuara namıyla meşhur bir şairimiz de:
'' ÖLÜM GÜZEL ŞEY BUDUR PERDE ARKASI HABER ''
'' HİÇ GÜZEL OLMASAYDI ÖLÜR MÜYDÜ PEYGAMBER '' der. Evet en sevdiği kuluna tattırdığı o muazzam hali, VACİB- ÜL VÜCÜT HZ. bizlere de tattırıyor ve tattıracakta. Aslında bundan daha güzel ne olabilir ki! Ama insan işte bedenin zindanında bunu fehmedemiyor.
Bir daha hiç gelmeyecek olanlara Allah'tan rahmet diliyorum. Şüphesiz herkes ölecek ve bu dünya denilen kısa bir gölgelik mesabesinde olan mekanı bizlerde terk edeceğiz. Kim bilir ne zaman olacak bu yolculuk! Ama bilinen şu ki; bizler onlara yetişeceğiz. Yani önden gidenlere... Orası herşeyin eşitlendiği yer değil mi? Unutmamak gerekir ki: Ölüm herşeyi eşitler. Orası bir mekan-ı azim, bir müsavat-ı mekandır!